Kasım 2008Haberleri

buyukada kacamagi

direk olarak kismetsizligimden baslanmasi gereken bir hikaye aslinda. tam bir hafta once yasandi bu icerik.

iki hafta oncesinden pansiyon bulunup tutulur ve ucreti yatirilir hesaba. her sey tamamdir ve iki gunluk buyukada gezisi artik planlanmis ve cuma aksami beklenmeye baslanmistir. ne var ki rezervasyondaki tikir tikir isleyen plan cuma aksami geldiginde teklemeye baslamaktadir.

bogazin enteresan havasi bize o aksam bir surpriz hazirlamis ve lodos ile “ce eee” demisti. kabatas’tan kalkip kadikoy uzerinden buyukada’ya gidecek olan vapur seferi kuvvetli lodos nedeni ile iptal olmus. ben kadikoy de erkenden oldugum icin orada bir arastirma yaptim ve bostanci’dan daha sık seferler oldugunu, oradan ulasimin daha kolay oldugunu ogrendim. kadikoy’den bostanci minibuslerine binip iskelede indim ve 18:00 da kalkacak bir vapur oldugunu gordum. telasli telasli partnerime ulasmaya ve O’nun da b u vapura yetismesini saglamaya calisiyordum ama o gicik avea ve partnerimin enteresan medcezir halleri bunu pek mumkun kilmadi.

(daha fazla…)

Yollandigi Zaman: Kasım 30th, 2008
Kategori: fotoğraf, ki$isel, mekan
Yapiskanlar: , , , , , , , , , , , , ,
Lakirtilar: 2 Lakirti Var.

tabuda rova$ata

emraheski anlaticidir ve cikan kelime de bahamalar‘dir.

emrah baslar anlatmaya:

emraheski: abi lahananin cogul hali
sertac: lahanalar
emraheski: onun memleket olani
sertac: bahamalar
emraheski: eevvveeet


herkes yarilim halinde tabi.. tabu literaturune girecek anlatimdir bu.

bilin, bildirin.

Yollandigi Zaman: Kasım 28th, 2008
Kategori: anı, güldürü, ki$isel, zamaninda boyleydim
Yapiskanlar: , , , ,
Lakirtilar: 3 Lakirti Var.

telefon kablolarindan yuzuk yapmak

eskiden mahali telefon şebekelerinin o dikdörtgen kutularından ince kabloları araklardık arkadaslarla.
semine yengelerin, hanifi dayıların telefonları bozulurdu ama biz bozuntuya vermezdik bu durumu.
çalardık kabloları, ve elimizde yumuk yumuk sararak ceplerimize doldururduk.
onları bahçedeki samanlığın köşesine saklanıp ümit, eyüp, yalçın ile beraber birbirlerine dolayıp çeşitli şeyler yapardık. hani şimdilerde derya baykal olur olmadık şeyleri kullanıyor ya evde, biz tee çocukluk dönemimizde yapardık bunu.
ben yüzük ve bilezik yapardım, sarı ve mavi renkleri tercih ederdim.
telin bir ucunu kısa tutup diğer ucu o kısa tarafın etrafına boşluk kalmayacak şekilde sarıp belli uzunluğa gelince ek yeri yapıp bırakırsınız. bu ek yerlerini birbirine eklersiniz doğal olarak.
tek parça yüzük yapmak daha kolay ama bu etkili olmuyordu o kadar. ben iki burgu hareketli yüzükler yapardım genelde.
bak o yaptığım yüzükler, yüzüklerin efendisi filminde en iyi yüzük figuranı olarak kullanılabilirdi zamanında. değerlendirmedik bu takı işleme potansiyelimizi tabi.
ama iyi performansım vardı. üst komşunun kızı selma‘yı tavlamak için kullanırdım bu yüzükleri. o da bu yüzükler sayesinde evcilik oyunlarında hep karım olurdu. ben ne anlarım o dönem karı olmasından? çükümün sadece işemeye yaradığını sanıyordum. ev hanımlarının da yemek yapıp çay demlediğini, temizlik yaptığını filan sanırdım.
evcilik oynarken işte bu yüzükleri hediye olarak getirirdim selma‘ya..
o da bana verirdi demek isterdim.. ama bi süre sonra hep aynı model yüzük baydı sanırsam kızı.

simdilerde adamlar asmislar abi.

biz yuzuk yapip kiz tavlayalim diye geciniyorduk, adamlar babayagi heykel yapmaya baslamislar.

Yollandigi Zaman: Kasım 18th, 2008
Kategori: anı, güldürü, ki$isel, saptama, tasarım, yaşam
Yapiskanlar: , , , ,
Lakirtilar: Lakirtisiz.

issiz fuarda sapsiz emrah

cok seviyorum bu etkiyi ne yapayim yani..

ayrica koskoca fuarda (toplam 350.000 ziyaretcinin oldugu) tek basima butun eserleri inceleme durumundayken birkac kendi cekimini yapan emrah fotografi cok hos olmaz miydi yani :)

Yollandigi Zaman: Kasım 12th, 2008
Kategori: yaşam
Yapiskanlar:
Lakirtilar: Lakirtisiz.

istanbul sanat fuari ve kitap fuari baskini

bilen arkadaslar icin “aa super bir fuardir” etkisi, bilmeyenler icin de “amaan cok da $eyimde” tepkisi olusturacak bir yazidir bu. bastan soyleyeyim.

pertev emre tastaban (nam-ı diğer pet05), ulas celik (nam-ı diger mateman) ile birlikte sanat fuarina baskin duzenledik. fuar küratorlerinden denizhan bey bir aksam emre’yi aradi. konusmadan sonra emre’de muthis bir sevinc patlamasi filan vardi. “abi ne oldu” dedigimde hoppidi huppidi oyunlar esliginde sanat fuarinda yer alacagim dedi. ista o an gozler cakmak cakmak oldu bende.

emre abi benim icin cok onemlidir. tasarim dunyasina gecisim O’nun sayesinde olmustur. benim yeni bir hayat cizmemi saglayan, icimdeki tasarimcinin disa vurumunu gerceklestiren kisidir. ne yaparsam O’na sormaya calisirim, ne yapacaksa beni de planina dahil etmeye calisir emre. son donemlerde emre art direktorlugu birakip sokak sanatina yonelmisti. grafiti ve stencil olayinda kendini ifade etmeye basladi. beyoglu’nun her yerinde emre’nin kopeklerini gorebilirsiniz.

gelen telefonda bu karakterlerin fuara saldirisi gibi bir konu islenecekmis. ancak herkes gibi tum sanat galerilerinin oldugu gibi gunduz degil, aksam fuarda kimse kalmadiginda gerceklesecek diye konusuldu. yani sabah fuara gelen galeri yetkilileri $ok olacaklar cunku olur olmaz her yerde tepkisel yaratiklar sticker halinde yapistirilmis olacakti.

6 kasim persembe’yi 7 kasim cuma’ya baglayan gece tuyap’a gittik ve saldiriya basladik. onceki gece tespit edilen yerlere yapistirilacak stickerlar o gece buyuk coskuyla ve icindeki cocugu ortaya cikaran abilerle etneresan bir hal aldi ve fuarin her yerine yayildi. sanat fuarini becerince kitap fuarina gectik. ancak orada belli basli kitabevlerine saldiri oldu. kitap fuarinin tamamina yayilmadi saldiri. ben genel olarak saldiri durumlarini fotograflama gorevine sahiptim. pek cok fotograf cektim.

bu guzel organizasyon ve muthis keyifli aktivite dunyada ilk kez yapiliyor.

yani herhangi bir fuara legal – illegal sanat bombalamasi ilk defa yapildi. bu da haber olmaliydi elbette.

sabah gazetesi benim aksam cekip sabah guvenlik gorevlilerine biraktigim flash bellek ile gorselleri alip kultur sanat sayfasinda haber yapmisti :)

Sanat fuarında ‘korsan eylem’

Tüyap tarafından düzenlenen 18. İstanbul Sanat Fuarı, ilgi çekici olaylara sahne olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda önceki gün de, Sanat Fuarı’ndan Kitap Fuarı’na yönelik ilginç bir sanat eyleminin gerçekleştiği gözlendi. Buna göre fuar koridorlarında, belli yayınevlerinin stantlarına üzerinde sinek ve fare ile böcek resimleri bulunan çıkartmaların, espri duygusu yüksek, ancak ismi bilinmeyen bir sanatçı veya grup tarafından habersizce yapıştırıldığı görüldü. Kimi yayınevleri ve görevliler, ’sanat fuarı’ndan sızdığı aşikâr olan bu çıkartmaları yerinden sökmeye çalıştı, kimisi ise beğendi ve hiç dokunmadı.

Sanat ve kitap fuarı alanlarına çıkartma yapıştıran kimliği belirsiz sanatçı veya gruplar, gündemi belirledi.

haberin asli icin tiklayiniz.

sonucta keyifli bir olaya imza attik. o gun butun fuar bizden bahsetmis. fuarin kapanis gunu gittigimizde tanistirildigimiz kisiler “o stickercilar siz misiniz” diye konusmuslardi. e bizim icin sevindirici oldu tabi..

Yollandigi Zaman: Kasım 11th, 2008
Kategori: anı, dijital sanat, fotoğraf, , kitap, kültür - sanat, tasarım
Yapiskanlar: , , , , , , , , ,
Lakirtilar: 1 Lakirti Var.

natalie merchant – carnival

bu hafta sonu evde gecti. birkac film izleyip blog icin calistim. dili duzenleme, butonlarla oynama, boyutlari kucultme falan filan.. birkac yazi da yazdim, yayinlamak uzere sakladim. bu yazilardan birisi icin gorsel ararken myspace sayfasina dustu yolum. ben last.fm dinlerken arkadan baska bir muzik gelmeye basladi. bir baktim ki kiz kendine bir liste hazirlamis, o caliyor.
yahu bu ne guzel muziktir dedim, last.fm’i kapattim ve o sarkiyi dinlemeye basladim.
natalie merchant – carnival isimli sarkiymis. defalarca dinledim.

sonra dedim ki bu kadini arastirmali, dinlemeli, bilmeli..
eksisozluk sagolsun. guzel seyler yazmislar. hemen sitesine gidip discography denen olayi irdeledim.
retrospective isimli best of album yapmis. aradim, buldum ve indirdim (korsan’a hayir diyecegimi mi saniyorsun?) gayet hos bir yapisi var sarkilarin.

link vermeyecegim. sen de ara bul. ancak kesinlikle bul. bu sarkiyi da defalarca dinle.

Yollandigi Zaman: Kasım 4th, 2008
Kategori: ki$isel, müzik
Yapiskanlar:
Lakirtilar: Lakirtisiz.

$ehirler arası otobüslerde yapılan içecek servisi

bol servisli, imkani genis olan otobus firmalariyla seyahat ettiginizi var sayiyoruz. su alttaki olanaklara bir baksaniza. ohoo yol boyu tuketirim ben bunlari diyesiniz geliyor tabi.

host ya da hostes kişi gelir sorar,

-çay, kahve, kola, meşrubat?
-kahve alayım ben


…dediniz mi hata ettiniz demektir. bu otobüslerde sıcak içecek söylenir mi! her zaman sarsıntıya karşı önlem olarak su bardağı gibi verdikleri kabın yarısına kadar sıcak su korlar ve gerisini koyverirler. tam bardaklık kullanım için verilen kahveyi o küçük bardağa, bir de yarısına kadar suyla dolu (bardağın yarısı dolu şeklinde bakıyorum olaya dikkat ederseniz) şekilde atıp içmeye çalışırsınız. koyu bir kıvamı olur ve ekstra şeker isterseniz de size küfreder gibi bakar servisi yapan arkadaş.

hadi diyelim ki “çay, kahve, kola, meşrubat” sorusuna soğuk içecek olan kola olarak cevap verdin.
al sana ikinci hata! oncelikle orta sıralarda yolculuk yaptığını varsayalım.. kola istedin ve host, ilk koltuktan itibaren dağıttığı kolayı sallaya sallaya sana getirdi. bardağa bir doldurur ki ne gaz, ne kola.. zaten bim de satılan le cola‘lardan ikram ediyorlardır. onun da gazı 3. koltuğa kadar gider böylece kola isteği ziyan olur..
ilk koltukta yolculuk yapıyor olduğunu varsayalım. bir numaralı koltuktaki yolcu sensin ve orta sıralara sallanarak gelen koladan tiksindiğin için ilk kez içebilme şansın olduğunu biliyorsun. fakat işler hiç de umduğun gibi gitmez. host kişisi en az 5 saat önce açıp servis yaptıktan sonra kapattığı kolayı yine sana ikram etmek üzere getirir. kapağı çevirir ve tıst sesi bile çıkmaz. gazın g si kalmamış olduğu gibi, kolanın da k si kalmamıştır. az ola şekline gelmiş emekli gaz ve kola durur bardakta.. normal sartlarda üstü köpük köpük olan kolanın içinde ilaç niyetine bir damla kabarcık bulamazsınız.

sonra anlarsınız ki otobüslerde ya su içeceksinizdir ya da içeceğinizi kendiniz getireceksiniz. başka türlü geçmez o yolculuk da zaten..

Yollandigi Zaman: Kasım 2nd, 2008
Kategori: anı, güldürü, ki$isel, saptama
Yapiskanlar: , , , , , , , , ,
Lakirtilar: Lakirtisiz.