zamaninda yokluk icinde buyuduk diyenlere garip bakardim. ama bugunlerde bunun ne demek oldugunu daha iyi anlayabiliyorum. mesela zamaninda bilgisayar dersinden sinav olurken bilgisayarsizliktan, sinavi kagit, kalem ile yapardik. bildigin sinav kagidina komut yazmak da neyin nesi oluyor lan? bilgisayar sinavi bilgisayarda olmaz mi? ne diye a4 kagidina dir komutunu yazayim ki ben? sacma degil mi o?
simdi tabi komut yazmak diyince millet beni coder filan sanacak. oyle bir durum degil. benim yas yakinimdan gecen arkadaslarin alayi ms-dos denen isletim sistemiyle windows 3,1 e giris yapmistir. oyle bir donemde de sinavlarda komut sorulmasi gerekirdi tabi. simdilerde sinavlarda ne sorduklarini da cok merak ediyorum. “msn’de cam acmak nasil olur uygulamali anlatiniz.”seklindeki bir soru beni sasirtmaz. ama en azindan bu sinav bilgisayar karsisinda yapilirdi. bizim gibi kagit kalem ile sira basinda olmaz oyle tahmin ediyorum ki.
bu olayi baska sinava ilistirdigimizde olay daha anlasilir olacak sanirim. yani ehliyet almak icin direksiyon sinavini kagit uzerinde yapmak ne kadar sacmaysa bu da o kadar sacmaymis.
soru: cok hizli gidiyorsun, karsina araba cikti ne yaparsin?
cevap: frene basarim
puan: 10
soru: saga doneceksin, sol serittesin. ne yaparsin?
cevap: hizimi keser saga sinyal verir ve sag seride gecerim. donemec gelince de hizimi iyice azaltir donerim.
puan: 20
soru: ehliyet kemerini baglamadan yola ciktin. yolda trafik polisi belirdi. ne yaparsin?
cevap: cok sakin davranirim ve sol elimle yumusak bir hareket yaparak kemeri tutar direksiyon ortasinda sag elimle kemeri devralir ve caktirmadan hemen kilit mekanizmasini birlestiririm.
puan: 50
bak simdi yazarken ne guzel. o direksiyon basindayken heyecandan fren yerine gaza basani gordum ben. o saga cekerim, yavaslarim, his keserim diyen adamdan eser kalmiyor.
nereden geldiyse aklima.
Yollandigi Zaman: Aralık 31st, 2009
Kategori:
anı,
güldürü
Yapiskanlar:
anı,
bilgisayar,
cevap,
ehliyet,
eskiler,
ms-dos,
sınav,
soru
Lakirtilar:
Lakirtisiz.
Ahh sunnet.. Ah cancazim pipimin bir bolumune veda ettigim o kara gun!
Oyle beni kadin sunnet etti, yok kiz sunnet etti gibi seylerle kimse enteresan bir sunnet anisi var sanmasin. Esas sunnet anisi esi benzeri olmayandir.
Misal benim pipilotimle beraber yasadigimiz o bahtsiz gun.
1991 yilinin 24 Eylul gununde ameliyat sonrasi ilk kez ayaga kalkacaktim. Yuz ustu yatilan on gun sonunda celik korse yaptirilmisti ve ben o korseyle ameliyat sonrasi yuruyebilecek miyim yuruyemeyecek miyim sorulari altinda bana bakanlara cevap vermek zorundaydim.
Korse yerlestirildi ve ben ceylan gibi sekerek Cerrahpasa koridorlarinda dolanmaya basladim. Ozgurlugumun ikinci saatinde kirmizi dudakli bir hemsire elimden tuttu ve beni yine odama goturdu. Orada birkac doktor ve annem bir konusma icindelerdi. Artik zamaninin geldigini soylediler ve bana donduklerinde gozlerince cakan o simsegi gordum. Hemsireye ameliyathaneyi hazirlatmalarini soylediler ve daha once duymadigim bir ismi soyleyip onun hazir olmasini istediler.
Eyvahlar olsun yine mi ameliyat olacagim derken o kirmizi dudakli saclari saridan az kahverengi hemsire elimden tutup beni bir ameliyathaneye goturdu. Korsemi cikardiktan sonra ameliyat masasina yattim ve caresizce beklemeye basladim. O an hayatimda tanidigim ilk ve tek japon iceri girdi. Adini simdi hatirlamiyorum da ustunde doktor onlugu vardi. Kendisini tanitti ama o ismi degil yillar sonra hatirlamak o soyledikten on saniye sonra unutmustum bile. Ben basima gelecekleri bilmiyordum ama o benim can yoldasim çükümü tuttu ve bir yukari kaldirdi bir asagi indirdi ve gozune kestirdi. Aman tanrimdi. O yakuza savascisi beni sunnet edecekti.
Benim hayalim hep ustu dantellerle islenmis bir yatakta yatarken elinde def olan bir adamin bagirtilari altinda koro halinda soylenen “yumurtanin sarisi, gitti yumuklusucurta’nin yarisi” sarkisi esliginde babacan bir sunnetcinin beni erkeklige itelemesiydi. Ama basima gelene bak. Yanimda kirmizi dudakli, ayari dusuk altin sarisi sacli hemsire, onumde Son Samuray ile basbasaydim.
Japon ogretilerine gore yetismis adam, soyunda samuraylik, yakuza savasciligi, vurdulu kirdili filmler portfolyosu olan ve gozlerinin cekikligi yuzunden çükümü yarim yamalak goren kisi beni sunnet edecekti.
Hayir yani o kisiklik arasinda nasil olur da kucucuk donanimi kesmeye kalkar anlamis degildim.
Derken bozuk Turkcesiyle bana alet edevati gostermeye basladi. Bak bu makas. Bak bu ustura. Bak bu igne.. Hay bir daha gozlerini 1/4′den fazla acamayasica minyon azrail! Bilmek istemiyorum senin techizatini! Simdi olsa manga’dan “beni pipimle birak” sarkisini soylerdim. Ama o zamanlar ayilana gazoz, bayilana limon sarkisindan otesi aklima gelmiyordu.
Derken ben o kirmizi dudakli, kurutulmus saman sarisi rengi saclari olan ve balenli sutyen kullanan hemsirenin ellerini tutup beni birakma diye aglamaya basladim. Kirmizi dudaklari hareket edip tamam canim ben buradayim dediginde birden bir yavsama icine girdim ve o anda Azrail Yakuza savascisi çüküme karsi taaruza gecti ve kaleyi ele gecirmek icin duvarlari yikacak olan manciniktan topu firlatip igneyi en hassas bolgelerden pipi cevremden sokup sokup cikardi. Ucuncu igne girisinden sonra belden asaginisi hissetmiyor gibiydim. Halbuki “ben”den asagisini hissetmiyormusum. Benligimi almis megerse o Turk dusmani jakuzilerde bogulasi yakuza savascisi.
Isini bitirip pipimi toparladiktan sonra /nasil yani?/ yandan yemis Turkcesiyle hadi gecmis olsun dedi. Evet gecmis olsundu gercekten. Japonlarin Turkiye’yi ele gecirme plani artik baslamisti. Butun ulkeyi kisir edeceklerdi ve bu savasin ilk kurbani ben olmustum. Ve hemen hemen 20 sene sonra tum Türkiye’de nufus olabildigince azalacak ve Rayyip Tayyip’in en az uc cocuk yapin /tabi yapabilirseniz/ sozleri yankilanacakti. Ama neyse ki Japonlarin plani tutmamis ve ertesi gun çükümün eski performansina kavustugunu gorecektim.
Ustumde yine celik korse ve her sunnetli cocuk gibi belden asagisi full ciplak olarak koridorda gezinirken ogrendim ki o Japon, Turkiye’de staj yapiyormus. Sen tut taa Dunya’nin obur ucundan gel ve benim çükümde staj yap. Ben olsam utanirim.
Yani ne diyecek Japonya’ya gidip? Türklerin pipisi ustunde yaptigim staji tamamladim anne. Höyt! Olur mu oyle sey?
Bilmiyorum daha enteresan birisi tarafindan sunnet edilen var mi. Belki o Japon bir cok cocugun pipisinin katili oldu belki de benden sonra doktor olmaktan vazgecip gidip koyunde pirinc yetistirmeye basladi. Ben de onun pirinc tarlasinin mahsulunu oturup afiyetle yedim belki de.
Hadi Yakuza savascisi Sondan bir onceki Samuray’i gecelim.
O celik korseyi kusanip koridorda pipimi havalandira havalandira yurudugum sirada tuvaletim geldigi icin kosa kosa kirmizi dudakli, yazin ikindi saati gunesi gibi sari saclari olan hemsireye kosup korsemin ondeki bagciklarini cozmesini rica ettim. E artik o benim en mahremimi biliyordu. Erkeklige adimimi O’nunla atmistim. Onumde comeldi ve korsenin ipligini tutup cekti.
Yine aman tanrimdi! O tutup hirsla cektigi sey aslinda korsenin bagcigi degildi! Cunku hicbir korse bagcigi cekilince kanamazdi. Hadi kanadi diyelim, o kanamanin sebebi korse bagciginin onceki gun bir Yakuza savascisi tarafindan sunnet edilmis olmasi olamazdi.
O kirmizi dudakli, ZevZek forumu smiley sarisi sacli hemsire korse ipi diye pipi cekmisti. Dikisli olan pipi artik iflah olmazdi cunku idrar akmasi gereken yerden oluk oluk kan akiyordu. Pipim kadinin elinde kalmisti. Kilici korelmis Samuray cakmasi Japonun yapamadigi isi hemsire yapmisti ve pipimi etkisiz hale getirmisti.
Derken yine ameliyathane hazirlandi, yine gittim yattim o lanet masanin ustune. Yine yandi ustumde isiklar filan.
Ameliyat masasindayken vasiyetimi de soyledim; “Eger pipime bir sey olursa o kirmizi dudakli, camurlu yoldan gecmis taksi sarisi sacli hemsirenin memesinden deri alinip bana yeni pipi yapilsin!” Ayildigimda pipim yerindeydi ve o gunden sonra pipime kimseye dokundurmamaya yemin ettim. Oyle bir yemin etmisim ki hala bakirim.
Bir yemin ettim ki donemem.
Eli yuzu duzgun, helal sut emmis arkadaslardan mesaj bekliyorum. Seviyeli bir iliski beklentisindeyim. Gizlilik benim icin onemli. Evim var ama kredi borcunu oduyorum hala. Ciddi dusunen bayanlardan mesaj bekliyorum.
Optum byes.
Yollandigi Zaman: Aralık 16th, 2009
Kategori:
anı,
güldürü,
ki$isel,
zamaninda boyleydim
Yapiskanlar:
anı,
hemşire,
japon,
pipi,
samurai,
samuray,
sünnet
Lakirtilar:
Lakirtisiz.
bahadir abi’yi tanimami saglayan sahnedir salsanat istanbul. bir donem bu mekanin islerini yaptik ajans olarak. tasarim islerini yaptigim gibi aksamlari da fotograf cekmeye giderdim. kurtalan ekspres’in sahne alacagi kesinlesince yine yuklendim makinemi, gittim mekana. bahadir abilerle tanisma falan filan derken haftalik olarak cikar oldular. e ben de daimi fotografci tabi. rahmetli bahadir abi’nin su meshur fotografi gibi pek cok fotograf cektim. ancak pek cogu ajanstan ayrilinca orada kaldi. bu asagidaki fotograf ta mekanin yeni acilan sitesine eklenmis. siteye goz atmasam bu fotografi hic hatirlamayacaktim belki de.
rahmetli bahadir abi’nin kalbi gibi yuzu de aydinlanmis. kabri de aydinlik, mekani cennet olsun. nur icinde yatsin.
belki de bu bir isarettir abimden gelen. belki de ebedi huzura kavusmustur gittigi yerde. bizi huzursuzluklara sevkedip.

Yollandigi Zaman: Ekim 8th, 2009
Kategori:
anı,
fotoğraf
Yapiskanlar:
bahadir abi,
bahadır akkuzu,
fotoğraf,
salsanat
Lakirtilar:
Lakirtisiz.
bu sarkiyi baris manco tarafindan defalarca dinlemissinizdir. muhtesemdir. sozleri de muzikleri de.
iste bu harika sarkinin (bkz. alt satirlar) sahibi olan Bahadir Akkuzu 6 Agustos gunu vefat etmistir.
E bize ne bundan diyebilirsiniz. Ama bana ne diyemiyorum. cunku bahadir Abi ile uzun yillardir tanisikligimiz ve hos bir gecmisimiz var. Ismen bilmeyen bilmez tabi Bahadir Akkuzu’yu. Ancak fotografini goren “Haaaa. Ulan bu adam miydi ooo! Ben cok seviyordum O’nu yaa!” tepkisi veriyor. Denedim, biliyorum. Iste fotograf asagida (ve bu fotografi da sukurler olsun ki ben cektim)

Baris manco ile hepimizi adam edenlerdendi o. Baris Manco ile dunyayi dolasandi o. Ve yasina ragmen seninle sen, benimle ben olandi o. Kalp krizi sebebiyle aramizdan ayrildi Bahadir Abim. Ilk karsilasip elini sıktığım zaman ve son seferkinde kocaman sarildigim babacan adamdi o. Bir gun olsun bu fotograftakinden farkli gormedimO’nu. Hep guleryuzlu ve hep sevimli. Cok ozleyecegimi biliyorum. Sohbetini, muhabbetini, sevimli davranislarini..
Ruhun $ad olsun Bahadir Abim. Seni cok ama cok ozleyecegim.
Bari$ Abi’ye selamlar ve sevgiler.
Cihangir Akkuzu’yu (yani Bahadir Abi’min kardesi olan canim abimi) arayip bassagligi diledigimde sunu soyledi “Dunyada yasayan en iyi insan gocup gitti. Dunyanin en iyi insanini kaybettik!” Gercekten de oyleydi. Tekrar tekrar dusundum. Gercekten de oyleydi. Allah bana da Bahadir Abi gibi olmayi ve O’nun gibi anilmayi nasip etsin. Gercekten ornek alinmasi gereken birisi. $ukurler olsun ki tanimisim O’nu.
Iste konu basliginda bahsi gecen sarkinin sozleri;
Diyar diyar dolaştım ben
Yollara düştüm derdinden
Her çiçekte gördüm seni
Kara toprak ver yarimi
Yaza yaza bitti kalem
Bir gün elbet dolar çilem
Ben bu yola kurban olam
Kara toprak ver yarimi
Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı
Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilacı
Geri ver geri ver kara toprak ver yarimi
Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi
Bir gün olur devran döner
Vade gelir yollar biter
Zengin fakir buradan geçer
Kara toprak ver yarimi
Deli gönül coştu cağlar
Derdime dayanmaz dağlar
Gelen ağlar giden ağlar
Kara toprak ver yarimi
Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı
Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilacı
Geri ver geri ver kara toprak ver yarimi
Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi
Bak şu dünyanın haline
Meyletme dünya malına
Razı oldum hayaline
Kara toprak ver yarimi
Kimi alır kimi satar
Hepside yan yana yatar
Barış derdine dert katar
Kara toprak ver yarimi
Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı
Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilacı
Geri ver geri ver kara toprak ver yarimi
Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi.
Bu temenniler icindeyim olmayacagini bilerek.
Yollandigi Zaman: Ağustos 10th, 2009
Kategori:
anı,
ki$isel,
müzik
Yapiskanlar:
Lakirtilar:
Lakirtisiz.
bir pazar sabahi evde peder bey, ben, ablam televizyon izliyoruz, annem de mutfakta öğle yemeği telaşıyla haril haril calisiyor.
o zaman ismini hatirlamadigim bir motor sporları programi vardi. ralli araclarinin o engebeli yollarda nasil havalandigiyla ilgili bir vtr girmisti ve subarular, mitsubishiler, renaultlar havada ucusuyordu.

ben de her havalanan arabada babam kanal degistirmesin diye konuyla asiri ilgiliymisim gibi “vaaoovv”, “oofff beeaa”, “oouuvv” sesleri filan cikartiyorum. kırmızı koltuk programini acarsa o donemde sadece boya kalemleriyle tuvalet karistirma hobim oldugundan pek eglenemeyecegimi dusunuyordum. neyse iste.. bir kac arac havada ucustuktan sonra o dört tekeri yerden kesilmis arabalarin arasina bir kadin gorseli girdi. oyle bir goruntuydu ki kiz mini etek giymis, rüzgar esmis ve o etek havalanmisti. arkadan cekilmis bir goruntuydu, ve televizyonda 57 ekran bir popo vardi.

(bu yukardaki görselin bayan halini dü$ünün lütfen) ben de o kadar ouvv vaaoov filan cekerken birden sustum. tıp demis gibi gozler kocaman ekrana kilitlenmis, nefesim kesilmis bir vaziyette lan ne bok yiyeyim ben simdi diye dusunup durdum. 3 saniyelik goruntu boyunca aklimdan ellibin intihar metodu gecti. e goruntu gecti, arabalar gene havalanmaya basladi ama ben artik o evde duramazdim. boyle bir sahneyi o araclarin arasina koyan serefsizlerin canini almak icin kendi kendime planlar yaparken annem mutfaktan cikti, odaya girdi..
ablam da giciklik ustune giciklik yapiyor kardesim!
-anneee yumuk kiz poposu gordu, sesi solugu kesildiii
-a aa yumuk sen popolara mi bakiyorsun? ayip degil mi oglum?
peder bey pis pis guluyor, tum bireyler bana bakiyorlar garip garip.
-ya ne alakasi var?! ben arabalara bakiyordum, kiz kendi acti g.tunu! ben mi actim etegini yaa.. edebiyle izleseymis arabalari. oye etek giyerse ruzgar acar tabi. bizim okulda seda‘nin da etegi acildi zaten..

ooppsss.. bi dakika ya.. o an herseyi tamamen bok ettigimi hissettim. biz tvdeki kiza baktigimizi toparlayalim derken bir de isin icine seda girdi.
-oglum sen kizlari mi izliyorsun tenefuste? eteklerinin altina mi bakiyorsun?
-yaa anne ruzgar acti diyorum ya.. seda merdivenden cikarken ruzgar esti, ben de asagida ozgur ile gazoz
-evyahlar olsun. merdiven altinda kizlari mi izliyorsun cocugum sen? kizlar merdivenden cikarken merdiven altindan onlari mi izliyorsun? icerken gordum iste.
ulan olsem daha iyi. bir motor sporlari programi izleyecez diye aile icinde potansiyel sapik muamelesi gormeye basladim. bilincli bi aileye sahip olmam iyi bir seydi tabi ama isin bokunu cikarmamak gerekirdi tabi.
annem ertesi gun okula gelip ozgur ile de konustu. ogretmenler ile gorusup merdiven altlarinda cocuklarin tutulmamasi gerektigini filan soyledi. yer yaril icine gir diye bir durum icin okul bahcesinde ufacik bir catlak aradim durdum.
siz siz olun, evde film izlerken boyle erotik bir sahne cikarsa normal bir durummus gibi davranin.
hatta konuyla ilgili yorum yapin. iste o meme oyle tutulur mu, kizin boynu oyle yalanir mi, o yataga oyle uzanilir mi gibi..
yoksa allah korusun tum sosyal yasantiniz tehlikeye girebilir.
Yollandigi Zaman: Temmuz 14th, 2009
Kategori:
anı,
güldürü,
ki$isel,
saptama
Yapiskanlar:
Lakirtilar:
Lakirtisiz.
her bayramda duymaya alıştığımız laftır bu. eskiden daha başkaymış belli ki.
yarin bayram ve yine yarin bu cumle mutlaka sarfedilecek birileri tarafindan. ben de zamaninda soylemistim elbette. ancak benim soylemim diyalogal idi. (diagonal demek istedim, baktim sacma olacak ben de diyalogal dedim ne var? )

-nerde o eski bayramlar ismail efendi?
-nerde nazif bey
-ne bileyim yahu.. gecen gün komidinin üstüne koymuştum, şimdi bulamıyorum
-iyice bunadın sen nazif bey
-yok yok bulamadım.. bi bulsam nereye koyduğumu..
-vohaa kelime oyununa bak..
(daha fazla…)
Yollandigi Zaman: Aralık 7th, 2008
Kategori:
anı,
fotoğraf,
güldürü,
kültür - sanat,
saptama
Yapiskanlar:
bayram,
diyalog
Lakirtilar:
Lakirtisiz.
emraheski anlaticidir ve cikan kelime de bahamalar‘dir.

emrah baslar anlatmaya:
emraheski: abi lahananin cogul hali
sertac: lahanalar
emraheski: onun memleket olani
sertac: bahamalar
emraheski: eevvveeet
herkes yarilim halinde tabi.. tabu literaturune girecek anlatimdir bu.
bilin, bildirin.
Yollandigi Zaman: Kasım 28th, 2008
Kategori:
anı,
güldürü,
ki$isel,
zamaninda boyleydim
Yapiskanlar:
bahamalar,
eskiler,
lahanalar,
sertaç,
tabu
Lakirtilar:
3 Lakirti Var.
eskiden mahali telefon şebekelerinin o dikdörtgen kutularından ince kabloları araklardık arkadaslarla.
semine yengelerin, hanifi dayıların telefonları bozulurdu ama biz bozuntuya vermezdik bu durumu.
çalardık kabloları, ve elimizde yumuk yumuk sararak ceplerimize doldururduk.
onları bahçedeki samanlığın köşesine saklanıp ümit, eyüp, yalçın ile beraber birbirlerine dolayıp çeşitli şeyler yapardık. hani şimdilerde derya baykal olur olmadık şeyleri kullanıyor ya evde, biz tee çocukluk dönemimizde yapardık bunu.
ben yüzük ve bilezik yapardım, sarı ve mavi renkleri tercih ederdim.
telin bir ucunu kısa tutup diğer ucu o kısa tarafın etrafına boşluk kalmayacak şekilde sarıp belli uzunluğa gelince ek yeri yapıp bırakırsınız. bu ek yerlerini birbirine eklersiniz doğal olarak.
tek parça yüzük yapmak daha kolay ama bu etkili olmuyordu o kadar. ben iki burgu hareketli yüzükler yapardım genelde.
bak o yaptığım yüzükler, yüzüklerin efendisi filminde en iyi yüzük figuranı olarak kullanılabilirdi zamanında. değerlendirmedik bu takı işleme potansiyelimizi tabi.
ama iyi performansım vardı. üst komşunun kızı selma‘yı tavlamak için kullanırdım bu yüzükleri. o da bu yüzükler sayesinde evcilik oyunlarında hep karım olurdu. ben ne anlarım o dönem karı olmasından? çükümün sadece işemeye yaradığını sanıyordum. ev hanımlarının da yemek yapıp çay demlediğini, temizlik yaptığını filan sanırdım.
evcilik oynarken işte bu yüzükleri hediye olarak getirirdim selma‘ya..
o da bana verirdi demek isterdim.. ama bi süre sonra hep aynı model yüzük baydı sanırsam kızı.
simdilerde adamlar asmislar abi.
biz yuzuk yapip kiz tavlayalim diye geciniyorduk, adamlar babayagi heykel yapmaya baslamislar.








Yollandigi Zaman: Kasım 18th, 2008
Kategori:
anı,
güldürü,
ki$isel,
saptama,
tasarım,
yaşam
Yapiskanlar:
anı,
eskiden,
kablo,
telefon kablosu,
yüzük
Lakirtilar:
Lakirtisiz.
bilen arkadaslar icin “aa super bir fuardir” etkisi, bilmeyenler icin de “amaan cok da $eyimde” tepkisi olusturacak bir yazidir bu. bastan soyleyeyim.

pertev emre tastaban (nam-ı diğer pet05), ulas celik (nam-ı diger mateman) ile birlikte sanat fuarina baskin duzenledik. fuar küratorlerinden denizhan bey bir aksam emre’yi aradi. konusmadan sonra emre’de muthis bir sevinc patlamasi filan vardi. “abi ne oldu” dedigimde hoppidi huppidi oyunlar esliginde sanat fuarinda yer alacagim dedi. ista o an gozler cakmak cakmak oldu bende.

emre abi benim icin cok onemlidir. tasarim dunyasina gecisim O’nun sayesinde olmustur. benim yeni bir hayat cizmemi saglayan, icimdeki tasarimcinin disa vurumunu gerceklestiren kisidir. ne yaparsam O’na sormaya calisirim, ne yapacaksa beni de planina dahil etmeye calisir emre. son donemlerde emre art direktorlugu birakip sokak sanatina yonelmisti. grafiti ve stencil olayinda kendini ifade etmeye basladi. beyoglu’nun her yerinde emre’nin kopeklerini gorebilirsiniz.

gelen telefonda bu karakterlerin fuara saldirisi gibi bir konu islenecekmis. ancak herkes gibi tum sanat galerilerinin oldugu gibi gunduz degil, aksam fuarda kimse kalmadiginda gerceklesecek diye konusuldu. yani sabah fuara gelen galeri yetkilileri $ok olacaklar cunku olur olmaz her yerde tepkisel yaratiklar sticker halinde yapistirilmis olacakti.

6 kasim persembe’yi 7 kasim cuma’ya baglayan gece tuyap’a gittik ve saldiriya basladik. onceki gece tespit edilen yerlere yapistirilacak stickerlar o gece buyuk coskuyla ve icindeki cocugu ortaya cikaran abilerle etneresan bir hal aldi ve fuarin her yerine yayildi. sanat fuarini becerince kitap fuarina gectik. ancak orada belli basli kitabevlerine saldiri oldu. kitap fuarinin tamamina yayilmadi saldiri. ben genel olarak saldiri durumlarini fotograflama gorevine sahiptim. pek cok fotograf cektim.

bu guzel organizasyon ve muthis keyifli aktivite dunyada ilk kez yapiliyor.
yani herhangi bir fuara legal – illegal sanat bombalamasi ilk defa yapildi. bu da haber olmaliydi elbette.
sabah gazetesi benim aksam cekip sabah guvenlik gorevlilerine biraktigim flash bellek ile gorselleri alip kultur sanat sayfasinda haber yapmisti :)
Tüyap tarafından düzenlenen 18. İstanbul Sanat Fuarı, ilgi çekici olaylara sahne olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda önceki gün de, Sanat Fuarı’ndan Kitap Fuarı’na yönelik ilginç bir sanat eyleminin gerçekleştiği gözlendi. Buna göre fuar koridorlarında, belli yayınevlerinin stantlarına üzerinde sinek ve fare ile böcek resimleri bulunan çıkartmaların, espri duygusu yüksek, ancak ismi bilinmeyen bir sanatçı veya grup tarafından habersizce yapıştırıldığı görüldü. Kimi yayınevleri ve görevliler, ’sanat fuarı’ndan sızdığı aşikâr olan bu çıkartmaları yerinden sökmeye çalıştı, kimisi ise beğendi ve hiç dokunmadı.

Sanat ve kitap fuarı alanlarına çıkartma yapıştıran kimliği belirsiz sanatçı veya gruplar, gündemi belirledi.
haberin asli icin tiklayiniz.
sonucta keyifli bir olaya imza attik. o gun butun fuar bizden bahsetmis. fuarin kapanis gunu gittigimizde tanistirildigimiz kisiler “o stickercilar siz misiniz” diye konusmuslardi. e bizim icin sevindirici oldu tabi..
Yollandigi Zaman: Kasım 11th, 2008
Kategori:
anı,
dijital sanat,
fotoğraf,
iş,
kitap,
kültür - sanat,
tasarım
Yapiskanlar:
cnr,
emre,
fotoğraf,
fuar,
grafiti,
haber,
kitap fuarı,
pet05,
sanat fuarı,
ulaş
Lakirtilar:
1 Lakirti Var.
bol servisli, imkani genis olan otobus firmalariyla seyahat ettiginizi var sayiyoruz. su alttaki olanaklara bir baksaniza. ohoo yol boyu tuketirim ben bunlari diyesiniz geliyor tabi.

host ya da hostes kişi gelir sorar,

-çay, kahve, kola, meşrubat?
-kahve alayım ben
…dediniz mi hata ettiniz demektir. bu otobüslerde sıcak içecek söylenir mi! her zaman sarsıntıya karşı önlem olarak su bardağı gibi verdikleri kabın yarısına kadar sıcak su korlar ve gerisini koyverirler. tam bardaklık kullanım için verilen kahveyi o küçük bardağa, bir de yarısına kadar suyla dolu (bardağın yarısı dolu şeklinde bakıyorum olaya dikkat ederseniz) şekilde atıp içmeye çalışırsınız. koyu bir kıvamı olur ve ekstra şeker isterseniz de size küfreder gibi bakar servisi yapan arkadaş.
hadi diyelim ki “çay, kahve, kola, meşrubat” sorusuna soğuk içecek olan kola olarak cevap verdin.
al sana ikinci hata! oncelikle orta sıralarda yolculuk yaptığını varsayalım.. kola istedin ve host, ilk koltuktan itibaren dağıttığı kolayı sallaya sallaya sana getirdi. bardağa bir doldurur ki ne gaz, ne kola.. zaten bim de satılan le cola‘lardan ikram ediyorlardır. onun da gazı 3. koltuğa kadar gider böylece kola isteği ziyan olur..
ilk koltukta yolculuk yapıyor olduğunu varsayalım. bir numaralı koltuktaki yolcu sensin ve orta sıralara sallanarak gelen koladan tiksindiğin için ilk kez içebilme şansın olduğunu biliyorsun. fakat işler hiç de umduğun gibi gitmez. host kişisi en az 5 saat önce açıp servis yaptıktan sonra kapattığı kolayı yine sana ikram etmek üzere getirir. kapağı çevirir ve tıst sesi bile çıkmaz. gazın g si kalmamış olduğu gibi, kolanın da k si kalmamıştır. az ola şekline gelmiş emekli gaz ve kola durur bardakta.. normal sartlarda üstü köpük köpük olan kolanın içinde ilaç niyetine bir damla kabarcık bulamazsınız.
sonra anlarsınız ki otobüslerde ya su içeceksinizdir ya da içeceğinizi kendiniz getireceksiniz. başka türlü geçmez o yolculuk da zaten..
Yollandigi Zaman: Kasım 2nd, 2008
Kategori:
anı,
güldürü,
ki$isel,
saptama
Yapiskanlar:
çay,
host,
hostes,
ikram,
kahve,
kola,
meşrubat,
otobüs,
servis,
sıcak içecek
Lakirtilar:
Lakirtisiz.