pek muhterem arkadaslarim, 18-19 temmuz tarihlerinde gerceklesecek olan rock’n coke 2009 festivalinde pet05 ve ekibi olarak yine bir graffiti workshop olayina girecegiz.
facebook üzerinden etkinlik takibi icin asagidaki linki takip ediniz.
pek muhterem arkadaslarim, 18-19 temmuz tarihlerinde gerceklesecek olan rock’n coke 2009 festivalinde pet05 ve ekibi olarak yine bir graffiti workshop olayina girecegiz.
facebook üzerinden etkinlik takibi icin asagidaki linki takip ediniz.
streetart istanbul tarafindan düzenlenen ve Kooridoor Çağdaş Sanat tarafindan desteklenen bir sergi bu.
isin icinde yine büyük adam pertev emre tastaban var elbete.
Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaşayan ve farklı alanlarda çalışmalar üreten sanatçılar, 12 Haziran günü Banker Han’da bir araya gelerek 600m2′lik bir alanda işlerini sergilemeye basladilar.
Mekanı ziyaret edenler, şimdiye kadar sokakta karşılaştıkları graffiti ve stencil örneklerini bir arada gördüler.
Mekan, ay boyunca ziyaretçilere açık olacak.
Banker Han İstanbul’da Osmanlı döneminde, devlete borç veren Galata bankerlerinin konuşlandığı sokakta yer almaktadir. Banker Han, bugün boş ve kullanılmayan bir mekandır ve morphosis etkinligi sayesinde yasayan bir mekana donusmus durumdadir.
mekandaki calismalarin fotograflarini cektim ancak simdi galeri yapabilecek durumda degilim.
bir tanevardi secip uzerinde oynadigim, onu ekleyeyim hemen.
ilerleyen gunlerde diger cektigim fotograflari galeri olarak bu girdiye eklerim diye umuyorum. allah’tan umut kesilmez tabi.
ayrica bu sergiyi gormenizi de kesinlikle oneriyorum.
efenim arkadasin mi var, derdin var.
gectigimiz sali aksami bir arkadasim aradi ve daha evvel sozlestigimiz ve bu hafta sonu gerceklesecek ttnet reklam cekimi icin birkac sey soyledi. ustune de bir ricam olacak dedi. tanyeli denen oryantal ablamizin (ki kendisiyle makina programinda gecen sene lafmacun zirvesinde goz goze gelmisligim vardir) bir hadisesi icin dvd kapagi istedigini soyledi. gerekli dokumanlari mail atacagini ve yapip yapamayacagimi sordu. ben de tabi kolay kolay hayir diyemedigim icin tamam dedim ve ertesi gunu bekledim.
mail geldi, fotograflar elime ulasti, mailde brief anlatildi filan derken ben basladim calismaya. ancak kapak icin istedikleri gorsel (benim asagida kullandigim degil) kullanilabilecek gibi degildi. dekupe etmek gerekirdi o fotografi ama (saç dekupe etmenin ne demek oldugunu bilenler bilir) imkansiz bir hali vardi dekupe icin. ben de baska fotograf kullanip kullanamayacagimi sordum. hangisini istersen kullan dedi. ben de basladim calismaya. kivraniyordum resmen. aklima bir sey gelmiyordu uygulayabilecek. sonunda is yerindeki arkadaslar yardim ederiz dediler. benim uygulamaya basladigim kapak icin birkac oneri aldim ve fontlari da sectikten sonra yapmaya basladim.
iki saat icinde kapak tamamlanmisti. ve gercekten hos oldu.
buyrunuz, bakiniz.
bir alttaki girdim olan moon fly logo denemeleri isimli yazida calismalari incelediyseniz bu firma icin bir de kurumsal patlatmak gerektigini zaten anlamissinizdir. ancak yazida da şöbelerttiğim gibioradaki logolar fantezi olsun diyeydi. yani firmaya sunulmayacagi bariz olan calismalardi. onlarla beraber biraz calisip bu kurumsaldaki logoyu yaptim sonunda. e bir de bu kurumsali yapmak sart oldu.
isin asli, ben hemen alttaki birinci kurumsala bayildim. hani yapabilecegim en iyi kurumsallardan biri oldu diyebilirim biraz kendimi zorlarsam (ancak diger calismalarima ihanet etmek istemiyorum. her biri gayet iyi calismalardi onlar da)
dun aksam sunumlar gonderildi. bugun yarin haber gelir diye umuyorum. siz de o arada goz atiniz calismalara.
bu da alternatif 2
firmanin isi seyahat acenteciligi saniyorum. bana ismi verdiler ve logodan basla dediler. simdi basla baslamasina ama ne firmanin onceki logolari, ne yapilari, ne de baska bilgi var elimde. ben de arastirip bir seyler yapmaya basladim.
su alttaki logonun kesinlikle sunulmayacagini bildigim halde uzerinde ugrastim.
alttaki logo da gayet $ik oldu ancak bunun da sunulmayacagi asikar. yurt disi menseli tasarimlar calismalar ancak ticari kaygi hep daha duz mantikta isler yapmaya zorluyor bizleri.
ve tabi bu alttaki calisma. musteriye sunmalari bile utopya. ama isterseniz size bu esprituel mantikta onlarca logo sunabilirim. peki neden bizde boyle seyler kabul gormuyor?
otuz dakikada net cozum.
ikibindokuz’un ilk girdisi.
hayirli olsun insallah.
bilen arkadaslar icin “aa super bir fuardir” etkisi, bilmeyenler icin de “amaan cok da $eyimde” tepkisi olusturacak bir yazidir bu. bastan soyleyeyim.
pertev emre tastaban (nam-ı diğer pet05), ulas celik (nam-ı diger mateman) ile birlikte sanat fuarina baskin duzenledik. fuar küratorlerinden denizhan bey bir aksam emre’yi aradi. konusmadan sonra emre’de muthis bir sevinc patlamasi filan vardi. “abi ne oldu” dedigimde hoppidi huppidi oyunlar esliginde sanat fuarinda yer alacagim dedi. ista o an gozler cakmak cakmak oldu bende.
emre abi benim icin cok onemlidir. tasarim dunyasina gecisim O’nun sayesinde olmustur. benim yeni bir hayat cizmemi saglayan, icimdeki tasarimcinin disa vurumunu gerceklestiren kisidir. ne yaparsam O’na sormaya calisirim, ne yapacaksa beni de planina dahil etmeye calisir emre. son donemlerde emre art direktorlugu birakip sokak sanatina yonelmisti. grafiti ve stencil olayinda kendini ifade etmeye basladi. beyoglu’nun her yerinde emre’nin kopeklerini gorebilirsiniz.
gelen telefonda bu karakterlerin fuara saldirisi gibi bir konu islenecekmis. ancak herkes gibi tum sanat galerilerinin oldugu gibi gunduz degil, aksam fuarda kimse kalmadiginda gerceklesecek diye konusuldu. yani sabah fuara gelen galeri yetkilileri $ok olacaklar cunku olur olmaz her yerde tepkisel yaratiklar sticker halinde yapistirilmis olacakti.
6 kasim persembe’yi 7 kasim cuma’ya baglayan gece tuyap’a gittik ve saldiriya basladik. onceki gece tespit edilen yerlere yapistirilacak stickerlar o gece buyuk coskuyla ve icindeki cocugu ortaya cikaran abilerle etneresan bir hal aldi ve fuarin her yerine yayildi. sanat fuarini becerince kitap fuarina gectik. ancak orada belli basli kitabevlerine saldiri oldu. kitap fuarinin tamamina yayilmadi saldiri. ben genel olarak saldiri durumlarini fotograflama gorevine sahiptim. pek cok fotograf cektim.
bu guzel organizasyon ve muthis keyifli aktivite dunyada ilk kez yapiliyor.
yani herhangi bir fuara legal – illegal sanat bombalamasi ilk defa yapildi. bu da haber olmaliydi elbette.
sabah gazetesi benim aksam cekip sabah guvenlik gorevlilerine biraktigim flash bellek ile gorselleri alip kultur sanat sayfasinda haber yapmisti :)
Sanat fuarında ‘korsan eylem’
Tüyap tarafından düzenlenen 18. İstanbul Sanat Fuarı, ilgi çekici olaylara sahne olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda önceki gün de, Sanat Fuarı’ndan Kitap Fuarı’na yönelik ilginç bir sanat eyleminin gerçekleştiği gözlendi. Buna göre fuar koridorlarında, belli yayınevlerinin stantlarına üzerinde sinek ve fare ile böcek resimleri bulunan çıkartmaların, espri duygusu yüksek, ancak ismi bilinmeyen bir sanatçı veya grup tarafından habersizce yapıştırıldığı görüldü. Kimi yayınevleri ve görevliler, ’sanat fuarı’ndan sızdığı aşikâr olan bu çıkartmaları yerinden sökmeye çalıştı, kimisi ise beğendi ve hiç dokunmadı.
Sanat ve kitap fuarı alanlarına çıkartma yapıştıran kimliği belirsiz sanatçı veya gruplar, gündemi belirledi.
sonucta keyifli bir olaya imza attik. o gun butun fuar bizden bahsetmis. fuarin kapanis gunu gittigimizde tanistirildigimiz kisiler “o stickercilar siz misiniz” diye konusmuslardi. e bizim icin sevindirici oldu tabi..
memleketin en saglam fuarlarindan birisidir cebit. katilan sirketler, standlariyla hem teknolojilerini duyurur, hem yeni musterilere ulasmaya calisir, hem de fuardaki gorselleriyle bilinirliliklerini arttirmaya calisirlar.
ben de bu muthis fuara bir katilimci icin stand hazirladim. cok sancili bir surecti bu musterimin standini hazirlamak. bilgisayardaki stand gorunumunden pek hazzetmemistim ancak persembe gunu ceBit’e gittigimde giydirilmis tasarimin goze hos geldigini gordum. hatta cok hos geliyordu. is, sorunsuz sekilde basilmis, uygulama gayet guzel yapilmisti. e bir tasarimci da bundan baska bir sey isteyemez sanirim. musterim de memnun olmustu, bende. bu, her alisveris olayinda istedigimiz bir seydir.
standimi fotografladim ve fuardaki son gorunumunu kaydedip artik ceBit’i gezmenin zamani geldigine inandim.
bir arkadasim türktelekom’da calisiyor (ki bu yaziyi okuyan pek cok kisi de o arkadasimi taniyordur) bana standa gitmemi soylemisti onceki gun konustugumuzda. hatta fuar programini mailime yollamisti. titan isimli robottan, cenk ve erdem geyik ilahlarindan ve mahser-i cumbus’un standda gosteri yaptigindan bahsetmisti. e olay mahser-i cumbus olunca benim yerimde durmam pek mumkun degildi. bir kere dilek celebi hayrani olmam zaten ayaklarimi kendiliginden telekom standina cekti.
telekom standina giderken, turkcell standina da ugradim. turkcell ki teknolojisiyle ve imkanlariyla benim oldum olasi api$ip kalmami saglamistir. turkcell standindan gecerken varolan en buyuk olayin sahne ve arkasinda kocaman bir ekran oldugunu gordum. sahne de bostu. o sirada kalabalik dolasiyordu anlamsizca.
ilerleyerek telekom standina vardim ama o ne varis oyle. cidden ihtisamli bir stand yapmislar ve avea ile birlikte neredeyse 7. salon’un yarisini kaplamislardi. ortada kocaman bir sahne vardi ve yarim saatte bir baska bir gosteri basliyordu. bu acidan cok hos ve cekici bir yer halini almisti. ayrica bir koseyi kapatmalari da kuru kalabaligi engeller nitelikteydi. yani ortada amacsizca dolanan degil de, bu standi gercekten merak eden ve gormek isteyen gidiyordu.
iste ben de bu standa gittigimde robot titan’in gosterisinin baslayacagi anons edildi. bu titan denen robot, wll smith’in i-robot isimli filminin galasinda bile gosteri yapmistir. tam titan’in gosteri alaninin onundeki izleyicilerden birisiydim ve titan şovuna basladi.ben de cekebilecegim kadar fotograf cektim.
gercekten urkutucu hareketleri vardi. hareket ettiginde cikarttigi havali kompresor sesi ve uzerine uzerine gelmesi beni korktumadi desem yalan olur. iki kere ustume geldi ve benimle sakalasti. o sirada nasil oldu da altima scmadim bilmiyorum. sonucta boyle bir teknolojiyle muhattap olmak keyifliydi.
sonrasinda bu gösteri bitti ve ben bir sonraki aktiviteye kadar fuari gezinmeye devam ettim. kucuk buyuk standlara bakindim, birkac gun evvel televizyondan izledigim neonode isimli telefonun standina gittim. tek elle kullanilabilen full dokunmatik ilk telefon olan neonode ile ilgili oradan daha detayli bilgi edindim. kullanimi pek keyif vermedi ama neticede is gorebilecek bir urun gibi duruyor.
sonrasinda cenk ve erdem’in padquiz isimli gosterisini izlemeye gittim. gec gittigim icin yarismaya katilacak padlerden alamadim ancak yine sahnenin onunde cenk ve erdem geyigini izlemeye nail oldum.
yine klasik geyikleriyle ve cenk’in zekasina karsi erdem’in cirpinislarina goz gezdirdikten sonra sorulari ve cevaplari ile oyun tamamlandi ve bu gosteri de sona erdi. sonrasinda avea’nin gosteri icin getirdigi yunan menseyli bir ekip cikti ve muthis bir dans gosterisi sergilediler. o gosteride de fotograf cektim ancak fotograf eklemek uzu is. ekledigim birkac tane ile idare edin.
derken zaman gecti ve mahşer-i cümbüş’ün sahne zamanı yaklaştı. baktim ki bizim ekip sahne yaninda takiliyor ve ben hemen gidip dilek’in yanina vardim. daha evvelki muhabbetlerimizden artik iyice asina oldugunu belli etti ve gulumseyip cana yakin bir sekilde operek hosgeldin dedi. bu sicak tavri ilk konusmamizdan beri vardi ve artik daha bir hosuma gidiyordu. en azindan surekli bir seyler konusan iki arkadas gibi olmak cok daha keyif verici olmustu.. hayalhane’yi 17 ekim’de acacaklarindan, 18 ekim’de ise aninda goruntu show’a baslayacaklarindan bahsetti ve yayina davet etti. studyonun uzak oldugundan dem vurdum ama gitmek icin can attigimi soyledim. konusmanin ortasinda erkek arkadasi geldi ve onunla tanistirdi beni. en azindan yakisiyor olmalari mutluluk verici =) biraz da eniste bey ile muhabbet ettikten sonra sahneye cikma zamanlari gelmisti. hadi dedim oyununuzu oynayin, ben gidecegim. “aa izlemeyecek misin” diye sorunca “sizi izlemeden suradan suraya gitmem” dedim ve yine sahnenin en onundeki yerimi aldim.
ceBit’deki oyun gormati, her sahneye cikislarinda bir tur oynama seklindeymis. benim denk geldigim gunun son oyununda cibirca uzman turu yapilacakti ve gruplar ayrildi. ayhan, dilek ve burak mahşer ekibi, ayhan, özlem ve ayça’da cümbüş ekibini olusturdular ve mahser ekibi ilk oyunu oynamak icin yerlerini aldi. uzmanimiz dilek olacakti ve burak dilek icin bir uzmanlik alani istedi. izleyicilerden cesitli yonelim geldi ancak klasik dusuncenin onune gecilemedi. motor uzmani, araba uzmani filan gibi seyler soylendi. burak tam benim arkamdaki adama mikrofon uzatti ve bir uzmanlik alani sordu. yine pek begenilmedi. ben de elimi uzatarak patik örme uzmani olsun dedim. bunu duyunca tüm ekipte bir gulumseme oldu ve burak tamamdir dedi, bunu oynuyoruz. o anda sana bir hediyemiz var dedi ve arkamdaki gorevli arkadas hemen onume turktelekom karton torbasi icinde guiness rekorlar kitabinin 2009 3d basimli halini birakti. tesekkur ettim ve oyunu izlemeye basladim. dilek yine muthis bir performans sergiledi, ayhan tercume etti, oyun bitti.
sonrasinda burak bana dondu ve sen mi soylemistin bu turun yonelimini dedi. evet dedim ve sana bir hediyemiz var, sahneye cik dedi. ellerimi uzattin ve platformdan beni sahneye cekti. elimde fotograf makinasi, sirtimda tikabasa dolu cantam ile mahşer-i cümbüş sahnesindeydim. buyuk bir heyecan yasadim o anda. inkar etmek anlamsiz olur. beraber bir oyun oynayacagimizi sandim ve bayagi bir sevindim. ancok oyle olmadi. sana bir hediyemiz var dediler yine, ben hediyemi aldim dedim ancak o anda özlem bizde hediye bitmez dedi gayet sevimli sekilde. ben de tiyatral sekilde “ay kiz vallahi mahcup ediyorsunuz beni” seklinde bir cevap verdim. “ne geregi vardi ayoool” diye devam ettim. ozlemle karsilikli gulustukten sonra burak yine elinde turktelekom karton torbasiyla ama daha buyuk ebatlisiyle yanima geldi. seyircilere dondugumde hatri sayilir bir kalabalik oldugunu farkettim ve yine heyecan dalgasi sardi beni. burak, “sana turktelekom’dan guzel bir hadiyemiz var. asus eeepc hediye ediyoruz dedi. bilgisayarin hayirli olsun dedi” ve ben o anda yamulup kaldim. yahu nasil olur diyemedim, uzattigi torbayi aldim ve burak icinden eeepc kutusunu cikarip seyircilere gosterirken ben de berkac kere tesekkur ettim. burak’in elini sıktım. arkama dondum ve dilek ile goz goze geldim. ona tekrar tesekkur ettim, elini sıktıktan sonra sahnenin arkasindan merdivenlerden indim. hemen inerken bir hanimefendi “o torbada bir form var, doldurursaniz sevinecegiz” dedi ve sadece adimi soyadimi yazip imzami atmam yetti formu doldurma konusunda.
yine sahnenin onundeki yerimi aldim ve cümbüş ekibinin oyununu tamamlamasini izledim. oylamalar yapildi ve mahşer ekibi kazandi. olay tamamlandi. seyirciler dagilirken beni goren herkes hayirli olsun, vaay kaptin hediyeyi gibi seyler soylediler. tesekkur edip oradan ayrildim.
boylece minilaptop sahibi olmustum. artik eve donme zamani gelmisti cunku fuarin kapanmasina cok az bir zaman kalmisti ve kapandiktan sonraki cikis kalabaligini dusunmek beni bayagi bir gerdi. hemen cikip direk kadikoy otobusu buldum ve oturdum. bu sene ceBit bayagi keyifli gecti yani benim icin. hem is olarak, hem de armagan olarak kazandim. en yakin zamanda hayalhane’de dilek’i izlemeye gitmeliyim diye dusunuyorum simdi. gidip su kurs olayini bir daha konusayim.
asus ee pc gorselleri, logolar ve ttstand isimli gorseller haric tum fotograflar bana aittir.