bilen arkadaslar icin “aa super bir fuardir” etkisi, bilmeyenler icin de “amaan cok da $eyimde” tepkisi olusturacak bir yazidir bu. bastan soyleyeyim.

pertev emre tastaban (nam-ı diğer pet05), ulas celik (nam-ı diger mateman) ile birlikte sanat fuarina baskin duzenledik. fuar küratorlerinden denizhan bey bir aksam emre’yi aradi. konusmadan sonra emre’de muthis bir sevinc patlamasi filan vardi. “abi ne oldu” dedigimde hoppidi huppidi oyunlar esliginde sanat fuarinda yer alacagim dedi. ista o an gozler cakmak cakmak oldu bende.

emre abi benim icin cok onemlidir. tasarim dunyasina gecisim O’nun sayesinde olmustur. benim yeni bir hayat cizmemi saglayan, icimdeki tasarimcinin disa vurumunu gerceklestiren kisidir. ne yaparsam O’na sormaya calisirim, ne yapacaksa beni de planina dahil etmeye calisir emre. son donemlerde emre art direktorlugu birakip sokak sanatina yonelmisti. grafiti ve stencil olayinda kendini ifade etmeye basladi. beyoglu’nun her yerinde emre’nin kopeklerini gorebilirsiniz.

gelen telefonda bu karakterlerin fuara saldirisi gibi bir konu islenecekmis. ancak herkes gibi tum sanat galerilerinin oldugu gibi gunduz degil, aksam fuarda kimse kalmadiginda gerceklesecek diye konusuldu. yani sabah fuara gelen galeri yetkilileri $ok olacaklar cunku olur olmaz her yerde tepkisel yaratiklar sticker halinde yapistirilmis olacakti.

6 kasim persembe’yi 7 kasim cuma’ya baglayan gece tuyap’a gittik ve saldiriya basladik. onceki gece tespit edilen yerlere yapistirilacak stickerlar o gece buyuk coskuyla ve icindeki cocugu ortaya cikaran abilerle etneresan bir hal aldi ve fuarin her yerine yayildi. sanat fuarini becerince kitap fuarina gectik. ancak orada belli basli kitabevlerine saldiri oldu. kitap fuarinin tamamina yayilmadi saldiri. ben genel olarak saldiri durumlarini fotograflama gorevine sahiptim. pek cok fotograf cektim.

bu guzel organizasyon ve muthis keyifli aktivite dunyada ilk kez yapiliyor.
yani herhangi bir fuara legal – illegal sanat bombalamasi ilk defa yapildi. bu da haber olmaliydi elbette.
sabah gazetesi benim aksam cekip sabah guvenlik gorevlilerine biraktigim flash bellek ile gorselleri alip kultur sanat sayfasinda haber yapmisti :)
Tüyap tarafından düzenlenen 18. İstanbul Sanat Fuarı, ilgi çekici olaylara sahne olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda önceki gün de, Sanat Fuarı’ndan Kitap Fuarı’na yönelik ilginç bir sanat eyleminin gerçekleştiği gözlendi. Buna göre fuar koridorlarında, belli yayınevlerinin stantlarına üzerinde sinek ve fare ile böcek resimleri bulunan çıkartmaların, espri duygusu yüksek, ancak ismi bilinmeyen bir sanatçı veya grup tarafından habersizce yapıştırıldığı görüldü. Kimi yayınevleri ve görevliler, ’sanat fuarı’ndan sızdığı aşikâr olan bu çıkartmaları yerinden sökmeye çalıştı, kimisi ise beğendi ve hiç dokunmadı.

Sanat ve kitap fuarı alanlarına çıkartma yapıştıran kimliği belirsiz sanatçı veya gruplar, gündemi belirledi.
haberin asli icin tiklayiniz.
sonucta keyifli bir olaya imza attik. o gun butun fuar bizden bahsetmis. fuarin kapanis gunu gittigimizde tanistirildigimiz kisiler “o stickercilar siz misiniz” diye konusmuslardi. e bizim icin sevindirici oldu tabi..
Yollandigi Zaman: Kasım 11th, 2008
Kategori:
anı,
dijital sanat,
fotoğraf,
iş,
kitap,
kültür - sanat,
tasarım
Yapiskanlar:
cnr,
emre,
fotoğraf,
fuar,
grafiti,
haber,
kitap fuarı,
pet05,
sanat fuarı,
ulaş
Lakirtilar:
1 Lakirti Var.
Kendi Ölümünüze Tanık Olsaydınız, Hayatınızın Geri Kalanını Nasıl Yaşardınız?

D&R da kitaplar arasinda bogulmu$ gezinirken gozume ili$en kitapta bu ba$ligi gordukten sonra aptal oldum. derhal arka kapagi incelemeye ba$ladim. $u kismi okuduktan sonra bu benim olmali, bunu okumaliyim diye ic gecirmeye ba$ladim.
Daha 18 yaşında basmadan ailesinin tüm fertlerini yitiren Douglas Cole, hayatta yapayalnız kalır. Yakasına yapışan hayaletleri, aklını kaçırdığını sanmasına sebep olan sanrıları ve tam olarak anlayamadığı doğa üstü yetenekleri saymazsak….
Borsada varını yoğunu kaybedip, dibe vurduktan sonra, hayatı tam da kararacağı noktada yepyeni bir düzlemde aydınlanacak, Dougles Cole sadece kendi hayatını değil, tüm dünyanın kaderini değiştirecektir.
kitabin ilk sayfalarinda aman yarabbi constantine senaryosunda ne isim var benim tepkisi verdim. sanki o hirlayarak konusan adam, constantine’deki peter stormare‘in canlandirdigi seytan karakteriydi (gerci cok karizmatikti bizim seytan. tertemizdi ama olsun. aklimdan gecen ilk piskopat karakter o oldu)..
Musluktan küvete bir su damlası aktı, düşmesi milyonlarca yıl sürdü. Sonra ihtiyar adam kayboldu, rüzgârından geriye yalnızca bir duman çizgisi kaldı.
Ellison’un cesedine bakarken bir parçam da onunla birlikte ölüyordu. Bir damla gözyaşı gözümden süzülürken yüzüm ürperdi. Onlarca yıldır ilk kez ağladığımı düşündüm, yüzüme dokundum ve parmağımın ucundaki ıslaklığa şaşkınlıkla baktım. Acaba hiç hazır olabilecek miydim? Gerçek, ezici ağırlığının bütün kuvvetiyle üzerime çöktü. Sanki başka bir seçeneğim varmış gibi…
Başımı geriye atıp gözlerimi kapadım, derin derin nefes alarak boşluğa düştüm.
birkac sayfa sonra normal seyreden bir roman havasina gectik. dougles’i, babasini, annesini, cok sevdigi kardesini ve pek bir begendigim karakter olan jack’i tanidim. kardesi thomas’in siddetli astim krizleri yuzunden -ve annesinin asiri ilgisizliginden- korumaci bir kimlige burunmus, gayet sevimli bir cocuk ile sayfalar akip gitti. derken kardesinin siddetli astim krizi hayatini kaybetmesi ve onu tekrar yasama dondurmesi gibi bir olay oldu. cabucak gecistirildi bu. ilerleyen sayfalarda kardesiyle nehir kenarinda bir kopek ile oynarken es kaza kopek boguldu ve sonra bir sekilde onu da hayata dondurdu ama ne oldugunu ve nasil oldugunu kendisi de anlayamiyordu. bu konular ile ilgili bir daha konusmadi. annesi ve babasi bosandi, kendisi bir ise basladi, bir gun babasi ve kardesi trafik kazasi gecirdi ve en sevdiklerini kaybetti.. annesini de bir gun odasinda intihar etmis bulunca kismesi kalmadi ve jack ile beraber (pete de var burada. göt kafayi es gecmeyelim) daha cok vakit gecirmeye basladi. o arada kimyasallar kullanmaya alisti vs. vs.
tumden bir cokus ve en dipten dunyayi degistirmeye kadar giden bir oyku. tek sorunum, bazi yerleri gereksiz anlatmis gibi dusunmem. ancak okudukca onlarin da gerekliligi ortaya cikiyor. empati akiciliginda bir kitap yazmis paco ahlgren. okumanizi tavsiye ederim.
Bütün sesler dindi.
Uzun, yağlı, kırlaşmış siyah saçları karman çorman bir şekilde omuzlarına kadar inen ihtiyar adamın boş ve nefret dolu siyah gözlerine bakakalmıştım. Elinde ucu kıvrık uzun bıçağı vardı ve yavaşça sallıyordu: ‘‘Merhaba Şifacı.’’
Yollandigi Zaman: Ekim 8th, 2008
Kategori:
ki$isel,
kitap,
kültür - sanat
Yapiskanlar:
discipline,
fantastik,
kitap,
macera,
ölümsüz,
paco ahlgren
Lakirtilar:
Lakirtisiz.