‘saptama’ Kategorisi Icin Bulanan Haberler

dinci kanallardaki cizgi film replikleri

çizgi filmi hazırlayanların, emek verenlerin, orjinal seslendirmeleri yapanların duysa gözlerini yaşartacak olaydır.



mesela varyemez amca çizgi filmi gösterimdedir
-hacı amca ne yapacan o kadar parayı ya. kefenin cebi yok ki
-iyi dedin işte evladım. o benim kefen param.
-allah bereketini arttırsın amca.

ya da he-man kılıcı çekip gürlemektedir
-bismillaaaaahh. allahım bana güç ver ki şu zındıkları yerle bir edeyiiiim!

he-man gücü alıp hayvanatı titrek’e doğru kılıcı uzatır ve titrek, atılgan’a dönüşür.
-hikmetine sual olunmaz yarabbii..

şirinler çilek toplamaktadırlar
-hacı şirin baba doğa ana bu sene çok çilek verdi değil mi
-tövbe de zındık şirin. allah’ın verdiklerine doğa ana verdi denir mi..

south park çizgi filminin yayınlanma ihtimali zaten yok da, hadi oldu diyelim.
-cartman dombilisi yine mi oruç tutmuyorsun len!
-ben oruç tutamıyorum, midem rahatsız. onun yerine kefaretini verecez.
-seni yezid.
-paramız çok allaha şükür..

kenny ölür yine her bölümde olduğu gibi
-allahım sen kenny’nin tahsilatını affet yarabbim.
-vadesi çok kısaymış görüyor musun.. vah vah..

simpsonlar tam fecahat olurdu heralde.
-bart neden imam efendi peşinden koşuyordu senin?
-sakalını çektim baba. ahhaa haa

woody woodpecker yine o pislik tavrıyla taka taka taka diye delmektedir bir yerleri ve ormancı da artık illallah demiştir.
/woody o igrenc agackakan gulusu ile gulmektedir/
-hahaha haaa haa hahaha haa haa hahahahahha
/ormanci da konusur/
-allahtan korkun olmayacak, çifteliylen vuracaksın ecnebi kargasını.

transformerslar değişim olayına gireceklerdir.
-rahman ve rahim olan allahın adıyla.. diiijjjttt diijjtt diijjttttt../donusum efekti/
-optimus lan ben sıkıştım kaldım
-demedim mi ben size cenabetken dönüşmeyin diye! git kaportacıda gusül abdesti al da değiş mendebur seni.

Yollandigi Zaman: Ekim 1st, 2009
Kategori: güldürü, saptama
Yapiskanlar: , , , , , , ,
Lakirtilar: Lakirtisiz.

aile bireyleriyle televizyon izlerken birden erotik sahneler çıkması

bir pazar sabahi evde peder bey, ben, ablam televizyon izliyoruz, annem de mutfakta öğle yemeği telaşıyla haril haril calisiyor.
o zaman ismini hatirlamadigim bir motor sporları programi vardi. ralli araclarinin o engebeli yollarda nasil havalandigiyla ilgili bir vtr girmisti ve subarular, mitsubishiler, renaultlar havada ucusuyordu.

ben de her havalanan arabada babam kanal degistirmesin diye konuyla asiri ilgiliymisim gibi “vaaoovv”, “oofff beeaa”, “oouuvv” sesleri filan cikartiyorum. kırmızı koltuk programini acarsa o donemde sadece boya kalemleriyle tuvalet karistirma hobim oldugundan pek eglenemeyecegimi dusunuyordum. neyse iste.. bir kac arac havada ucustuktan sonra o dört tekeri yerden kesilmis arabalarin arasina bir kadin gorseli girdi. oyle bir goruntuydu ki kiz mini etek giymis, rüzgar esmis ve o etek havalanmisti. arkadan cekilmis bir goruntuydu, ve televizyonda 57 ekran bir popo vardi.

(bu yukardaki görselin bayan halini dü$ünün lütfen) ben de o kadar ouvv vaaoov filan cekerken birden sustum. tıp demis gibi gozler kocaman ekrana kilitlenmis, nefesim kesilmis bir vaziyette lan ne bok yiyeyim ben simdi diye dusunup durdum. 3 saniyelik goruntu boyunca aklimdan ellibin intihar metodu gecti. e goruntu gecti, arabalar gene havalanmaya basladi ama ben artik o evde duramazdim. boyle bir sahneyi o araclarin arasina koyan serefsizlerin canini almak icin kendi kendime planlar yaparken annem mutfaktan cikti, odaya girdi..
ablam da giciklik ustune giciklik yapiyor kardesim!

-anneee yumuk kiz poposu gordu, sesi solugu kesildiii
-a aa yumuk sen popolara mi bakiyorsun? ayip degil mi oglum?

peder bey pis pis guluyor, tum bireyler bana bakiyorlar garip garip.

-ya ne alakasi var?! ben arabalara bakiyordum, kiz kendi acti g.tunu! ben mi actim etegini yaa.. edebiyle izleseymis arabalari. oye etek giyerse ruzgar acar tabi. bizim okulda seda‘nin da etegi acildi zaten..

ooppsss.. bi dakika ya.. o an herseyi tamamen bok ettigimi hissettim. biz tvdeki kiza baktigimizi toparlayalim derken bir de isin icine seda girdi.

-oglum sen kizlari mi izliyorsun tenefuste? eteklerinin altina mi bakiyorsun?
-yaa anne ruzgar acti diyorum ya.. seda merdivenden cikarken ruzgar esti, ben de asagida ozgur ile gazoz
-evyahlar olsun. merdiven altinda kizlari mi izliyorsun cocugum sen? kizlar merdivenden cikarken merdiven altindan onlari mi izliyorsun?
icerken gordum iste.

ulan olsem daha iyi. bir motor sporlari programi izleyecez diye aile icinde potansiyel sapik muamelesi gormeye basladim. bilincli bi aileye sahip olmam iyi bir seydi tabi ama isin bokunu cikarmamak gerekirdi tabi.
annem ertesi gun okula gelip ozgur ile de konustu. ogretmenler ile gorusup merdiven altlarinda cocuklarin tutulmamasi gerektigini filan soyledi. yer yaril icine gir diye bir durum icin okul bahcesinde ufacik bir catlak aradim durdum.

siz siz olun, evde film izlerken boyle erotik bir sahne cikarsa normal bir durummus gibi davranin.
hatta konuyla ilgili yorum yapin. iste o meme oyle tutulur mu, kizin boynu oyle yalanir mi, o yataga oyle uzanilir mi gibi..
yoksa allah korusun tum sosyal yasantiniz tehlikeye girebilir.

Yollandigi Zaman: Temmuz 14th, 2009
Kategori: anı, güldürü, ki$isel, saptama
Yapiskanlar:
Lakirtilar: Lakirtisiz.

sari cicege annen baban var mi diye sormak

deveye boynun neden egri diye soran bir kulturden geldigimiz icin sari cicege annesi, babasi olup olmadigini sormayi de yadirgamayiz. soruyu soran yasli birisiyse olayin kokusunu cikarabilir gerci.

-annen baban var midir sari cicek?
-..
-iyiler insallah. memleket nere sizin?
-…
-zor di mi buralarda yasamak bi basiniza. topraginiz, suyunuz filan kim ilgileniyor bunlarla? .. bizim saksida mor bi menekse vardi, benzetmek gibi olmasin na boyle boynunu bukerdi.. sizde de oluyor mu evladim?
-.. ?*!*!*?
-..

adamcagizin cani sikilmis belli ki, oyalanacak yer ariyor..

Yollandigi Zaman: Mart 16th, 2009
Kategori: güldürü, saptama
Yapiskanlar: , ,
Lakirtilar: Lakirtisiz.

buraya çöp döken eşektir

memleketimde bir çaresizik sitemidir.
evinden biraz uzakta bulduğu duvar dibine ya da köşeye çöp bırakan insanları durdurmaya çalışmak için yazılmıştır bu. gel gör ki o uzaktaki evin duvarının dibine çöp bırakan eşek, kendi evinin önüne çöp bırakıldığında aslan kesilir. bilmez ki orası da bir başkasının yuvası.

daha önceden o duvarda buraya çöp dökmeyiniz yazarken ve bu tavır sallanmaynca sonraları çöp dökme gibi emir kipli, kati anlatımlı bir hale gelmiştir bu cümle. ancak tesirli olmayınca yine mutasyonla buraya çöp  döken eşektir halini almıştır ve yine etkisiz kalmıştır.
ve gerçenten de oraya çöp döken eşektir.

Yollandigi Zaman: Şubat 10th, 2009
Kategori: güldürü, saptama, yaşam
Yapiskanlar: , ,
Lakirtilar: 2 Lakirti Var.

nerde o eski bayramlar

her bayramda duymaya alıştığımız laftır bu. eskiden daha başkaymış belli ki.

yarin bayram ve yine yarin bu cumle mutlaka sarfedilecek birileri tarafindan. ben de zamaninda soylemistim elbette. ancak benim soylemim diyalogal idi. (diagonal demek istedim, baktim sacma olacak ben de diyalogal dedim ne var? )

-nerde o eski bayramlar ismail efendi?
-nerde nazif bey
-ne bileyim yahu.. gecen gün komidinin üstüne koymuştum, şimdi bulamıyorum
-iyice bunadın sen nazif bey
-yok yok bulamadım.. bi bulsam nereye koyduğumu..
-vohaa kelime oyununa bak..

(daha fazla…)

Yollandigi Zaman: Aralık 7th, 2008
Kategori: anı, fotoğraf, güldürü, kültür - sanat, saptama
Yapiskanlar: ,
Lakirtilar: Lakirtisiz.

telefon kablolarindan yuzuk yapmak

eskiden mahali telefon şebekelerinin o dikdörtgen kutularından ince kabloları araklardık arkadaslarla.
semine yengelerin, hanifi dayıların telefonları bozulurdu ama biz bozuntuya vermezdik bu durumu.
çalardık kabloları, ve elimizde yumuk yumuk sararak ceplerimize doldururduk.
onları bahçedeki samanlığın köşesine saklanıp ümit, eyüp, yalçın ile beraber birbirlerine dolayıp çeşitli şeyler yapardık. hani şimdilerde derya baykal olur olmadık şeyleri kullanıyor ya evde, biz tee çocukluk dönemimizde yapardık bunu.
ben yüzük ve bilezik yapardım, sarı ve mavi renkleri tercih ederdim.
telin bir ucunu kısa tutup diğer ucu o kısa tarafın etrafına boşluk kalmayacak şekilde sarıp belli uzunluğa gelince ek yeri yapıp bırakırsınız. bu ek yerlerini birbirine eklersiniz doğal olarak.
tek parça yüzük yapmak daha kolay ama bu etkili olmuyordu o kadar. ben iki burgu hareketli yüzükler yapardım genelde.
bak o yaptığım yüzükler, yüzüklerin efendisi filminde en iyi yüzük figuranı olarak kullanılabilirdi zamanında. değerlendirmedik bu takı işleme potansiyelimizi tabi.
ama iyi performansım vardı. üst komşunun kızı selma‘yı tavlamak için kullanırdım bu yüzükleri. o da bu yüzükler sayesinde evcilik oyunlarında hep karım olurdu. ben ne anlarım o dönem karı olmasından? çükümün sadece işemeye yaradığını sanıyordum. ev hanımlarının da yemek yapıp çay demlediğini, temizlik yaptığını filan sanırdım.
evcilik oynarken işte bu yüzükleri hediye olarak getirirdim selma‘ya..
o da bana verirdi demek isterdim.. ama bi süre sonra hep aynı model yüzük baydı sanırsam kızı.

simdilerde adamlar asmislar abi.

biz yuzuk yapip kiz tavlayalim diye geciniyorduk, adamlar babayagi heykel yapmaya baslamislar.

Yollandigi Zaman: Kasım 18th, 2008
Kategori: anı, güldürü, ki$isel, saptama, tasarım, yaşam
Yapiskanlar: , , , ,
Lakirtilar: Lakirtisiz.

$ehirler arası otobüslerde yapılan içecek servisi

bol servisli, imkani genis olan otobus firmalariyla seyahat ettiginizi var sayiyoruz. su alttaki olanaklara bir baksaniza. ohoo yol boyu tuketirim ben bunlari diyesiniz geliyor tabi.

host ya da hostes kişi gelir sorar,

-çay, kahve, kola, meşrubat?
-kahve alayım ben


…dediniz mi hata ettiniz demektir. bu otobüslerde sıcak içecek söylenir mi! her zaman sarsıntıya karşı önlem olarak su bardağı gibi verdikleri kabın yarısına kadar sıcak su korlar ve gerisini koyverirler. tam bardaklık kullanım için verilen kahveyi o küçük bardağa, bir de yarısına kadar suyla dolu (bardağın yarısı dolu şeklinde bakıyorum olaya dikkat ederseniz) şekilde atıp içmeye çalışırsınız. koyu bir kıvamı olur ve ekstra şeker isterseniz de size küfreder gibi bakar servisi yapan arkadaş.

hadi diyelim ki “çay, kahve, kola, meşrubat” sorusuna soğuk içecek olan kola olarak cevap verdin.
al sana ikinci hata! oncelikle orta sıralarda yolculuk yaptığını varsayalım.. kola istedin ve host, ilk koltuktan itibaren dağıttığı kolayı sallaya sallaya sana getirdi. bardağa bir doldurur ki ne gaz, ne kola.. zaten bim de satılan le cola‘lardan ikram ediyorlardır. onun da gazı 3. koltuğa kadar gider böylece kola isteği ziyan olur..
ilk koltukta yolculuk yapıyor olduğunu varsayalım. bir numaralı koltuktaki yolcu sensin ve orta sıralara sallanarak gelen koladan tiksindiğin için ilk kez içebilme şansın olduğunu biliyorsun. fakat işler hiç de umduğun gibi gitmez. host kişisi en az 5 saat önce açıp servis yaptıktan sonra kapattığı kolayı yine sana ikram etmek üzere getirir. kapağı çevirir ve tıst sesi bile çıkmaz. gazın g si kalmamış olduğu gibi, kolanın da k si kalmamıştır. az ola şekline gelmiş emekli gaz ve kola durur bardakta.. normal sartlarda üstü köpük köpük olan kolanın içinde ilaç niyetine bir damla kabarcık bulamazsınız.

sonra anlarsınız ki otobüslerde ya su içeceksinizdir ya da içeceğinizi kendiniz getireceksiniz. başka türlü geçmez o yolculuk da zaten..

Yollandigi Zaman: Kasım 2nd, 2008
Kategori: anı, güldürü, ki$isel, saptama
Yapiskanlar: , , , , , , , , ,
Lakirtilar: Lakirtisiz.

anadolu seyahat ile seyahat

yillar yili otobus firmalariyla seyahat ederim. son yillarda da izmir-aydin arasina gidip geldim pek cok kere. genelde nilufer, metro ve ulusoy firmalariyla gerceklestirdim seyahatlerimi. bunlarda da en memnun kaldigim firma ulusoy’dur. gayet rahat otobusleri vardi.. ancak son ismir yolculugumda (ki bayramdaydi bu) bilet bulamadigim icin alternatif yollar aradim durdum. en sonunda da anadolu seyahat firmasindan bilet buldum.

adini ilk duydugumda lan dedim memleketteki bes bin otobus firmasindan birisidir bu kesin. allah bilir nasil bir sekilde yolculuk edecegiz. mecbur da hissettim kendimi gitmeye. cunku temmuz ayinda dogan yegenim lavinya duru’yu gormeyi cok istiyordum. kavacik’tan alacaklar beni diye anlastim acenteyle ve yolculuk aksami gectim, koprude beklemeye koyuldum. aklimda surekli O403 model otobusler vardi. anadolu seyahat ismine yakistirdigim otobus modeli de memleketimde en cok kullanilan otobus modeli olan O403 oldu. kavacik duragina otobus yaklastiginda apistim kaldim resmen. mega fotuna ile yanastilar yanima. heyecanla bindim ve orta kapidan iceri girdigim anda soke oldum. her koltukta ayri LCD display ve radyo olaylari gorunuyordu. yuuuhh dedim nedir bu boyle. hemen gectim ve bos olan koltuguma yerlestim. cam kenarindaki koltuk takintim bilmeden aldigim bilette de denk gelmisti. artik kusursuz yolculuga baslayabilirdim.

yolculuk oncesi arkadasim pertev emre’den iPod’unu istemistim o seyahat sikici gecmesin diye.. ama gerek kalmadi haliyle. sadece iPod kulakliklarini kullanmam yetti yol boyu.. hemen televizyon knallarini gezmeye basladim. uydu yayinlari ile ulusal kanallardan en bilindikleri yayindaydi. ayrica üç ayri kanal da sinema yayinliyordu. birisi yabanci filmleri, birisi turk filmlerini veriyordu. birisi de kafasina gore takiliyordu. turk filmi kanalinda babam ve oglum gosterimdeydi. yabanci kanala gectim bu filmin bendeki kotu anisindan dolayi. ve iste o anda apisikligin en buyugunu yasadim.. film efsane olan leon idi ve yeni baslamisti. jean rèno ve natalie portman ile enteresan bir ruh halinde bayag bir gittik. inanilmazdi ancak filmin sonunda yine aglamakli oldum. nerede oldugunu bilmedigim bir terminale geldik ve otobus tum koltuklarini doldurdu.
ben surekli film izleme coskusuyla onumdeki ekrana bakiyordum ki bu sefer de soz ve müzik diye bir film vardi. drew barrymore ablamiz ile hugh grant abimin oynadigi romantik komedi idi. cok keyifliydi bu da. sonrasinda da the martian child isimli cok begendigim ve daha evvel de keyifle izledigim bir film vardi. derken ben kendimi uyumak icin zorladim. bir saat donup durduktan sonra mola verdik. kamil koc tesislerinden birini ortaklasa kullana anadolu seyahat (ki pek cok kamil koc acentesini de ortak kullaniyorlar) cok dogru bir karar vermis. muthis bir tesisti. yemekleri de gayet guzeldi. susurluk ayrani ictim ve domates corbasi ile klasik olan tostlardan yedim. bir de yan tarafta alisveris olayi icin magaza vardi, oraya ugradim. pek bir sey almadim ama onceden calismalarimin ciktigi birkac dergiyi raflarda gorunce hosnut oldum durumdan.

oradan ciktik ve ben bu sefer radyo kanallarina bakayim dedim.
8 kanal radyo yayini vardi. birisi turk pop, birisi yabanci pop, birisi klasik, rock, falan filan derken en sonunda turku kanalini buldum. hani turku filan ama oyle boyle turkuler degil. album icin kaydedilmis, abuk sabuk seslerin oldugu sekilde degildi turkuler. erdal erzincan’in sesini anladim bir tek ama uc kisi muthis bir dinletiye imza atmislardi. uc baglama ve bir gitar ile soylenmis sarkilar. muthisti tek kelime ile. bu sefer de turkulerin guzelliginden oturu uyumadim.
derken kendimden gecer gibi olurken geldik izmir’e. bornova sapagini gorunce keyfim yerine geldi. bu sapagin bende cok fazla anisi var. gecenin bir saati fatih ile orada yalniz basina kalmamiz mi dersin, bir sabah ozkut’un beni orada g.t gibi birakmasi mi dersin.. ne ararsan var yani. otogara gittik yoldan gecip. beni alacak olan erdem insaninin telefonu bozulmus o aksam. ben de kimseye yuk olmayayim dedim. sabahin bu guzel saatinde gidip saat kulesini cekeyim istedim. bindim servise ve basmahane’de inip meydana kadar yurudum. fotograf cekmeye basladim ve bir saat kadar fotograf cektikten sonra erdem yanima geldi. boylece izmir bulusmasi baslamis oldu. erdem ile bir yere gecip kahvalti yaparken de ozkut geldi. cok ozlemisim lan ben bu adami.. askere gitti geldi, askerligi onunla beraber yaptim resmen. gulduk eglendik falan filan yaptik derken bu sekilde baslayan gun guzel sonuclandi. ben de aksam aydin’a gectim.

simdi nedir bunun etkisi diye dusunuyorum da, kesinlikle bu otobusun etkisi var bu iste. oyle rahat koltukta oyle keyifli seyahat etmisim ki, yolun nasil gectigini anlamadim. butun gece uykusuz kalmis bunyenin o gun bile coskun sekilde hareketli gecirmesi, surekli aktivite icinde olup yorulmamasi bu yolculuktaki keyfe baglidir bence.
gayet guzel oldu yani sonucta bu yolculuk. bundan sonraki yolculuklarimda da bu firmayi tercih edecegimi kesin ve net soylerim.
cunku ulusoy’un birkac otobusundeki konfor bu firmanin tum filosuna sirayet etmis durumda.

Yollandigi Zaman: Ekim 28th, 2008
Kategori: anı, ki$isel, saptama, yaşam
Yapiskanlar: , , , , , , , , , , ,
Lakirtilar: 1 Lakirti Var.