daha once ceBit eurasia fuarindan isimli yazida fuari ve fuar macerami uzun uzun anlattim. yazida da pek cok cektigim fotografi yayinladim.

konu tam da bununla alakali iste.
dun sabah ise gelirken telefonum caldi. “merhabalar interpro’da n ariyorum. emrah eski ile mi gorusuyorum?” dedi hos bayan sesi. “evet dedim. aradiginiz o muthis sahsiyet benim. buyrun.” “emrah bey bizde hediye cekiniz var, buyrun gelin alin” dedi kadin ve ben oldugum yerde kaldim. yahu nedir bu cek, neredendir hicbir fikrim yok. “peki” dedim, “neredesiniz?” “gazeteciler mahallesindeyiz emrah bey” dedigi anda yine sasirdim. benim is yerim de gazeteciler sitesinde. buyuk saskinlikla konusmaya devam ederken kadin bana adresi vermek istedi ama otobuste yazmaya uygun olmadigimi soyledim. is yerine gidince gozuken arayacagimi soyledim ve telefonu kapattim. bir iki durak sonra indim ve otobusten inerken is yerimin carprazinda calisan bir arkadasi gordum. selamlastiktan sonra sordum “interpro diye bir yer biliyor musun?” diye.. “evet tabi ki” dedi. “bizim orada o da” dedi.

(daha fazla…)
Yollandigi Zaman: Aralık 17th, 2008
Kategori:
dijital sanat,
fotoğraf,
ki$isel,
teknoloji
Yapiskanlar:
bilişim,
ceBit,
dijital maraton,
fotoğraf,
fuar,
hediye,
ims,
interpro,
teknosa,
üçüncü,
yarışma
Lakirtilar:
Lakirtisiz.
memleketin en saglam fuarlarindan birisidir cebit. katilan sirketler, standlariyla hem teknolojilerini duyurur, hem yeni musterilere ulasmaya calisir, hem de fuardaki gorselleriyle bilinirliliklerini arttirmaya calisirlar.

ben de bu muthis fuara bir katilimci icin stand hazirladim. cok sancili bir surecti bu musterimin standini hazirlamak. bilgisayardaki stand gorunumunden pek hazzetmemistim ancak persembe gunu ceBit’e gittigimde giydirilmis tasarimin goze hos geldigini gordum. hatta cok hos geliyordu. is, sorunsuz sekilde basilmis, uygulama gayet guzel yapilmisti. e bir tasarimci da bundan baska bir sey isteyemez sanirim. musterim de memnun olmustu, bende. bu, her alisveris olayinda istedigimiz bir seydir.



standimi fotografladim ve fuardaki son gorunumunu kaydedip artik ceBit’i gezmenin zamani geldigine inandim.
bir arkadasim türktelekom’da calisiyor (ki bu yaziyi okuyan pek cok kisi de o arkadasimi taniyordur) bana standa gitmemi soylemisti onceki gun konustugumuzda. hatta fuar programini mailime yollamisti. titan isimli robottan, cenk ve erdem geyik ilahlarindan ve mahser-i cumbus’un standda gosteri yaptigindan bahsetmisti. e olay mahser-i cumbus olunca benim yerimde durmam pek mumkun degildi. bir kere dilek celebi hayrani olmam zaten ayaklarimi kendiliginden telekom standina cekti.

telekom standina giderken, turkcell standina da ugradim. turkcell ki teknolojisiyle ve imkanlariyla benim oldum olasi api$ip kalmami saglamistir. turkcell standindan gecerken varolan en buyuk olayin sahne ve arkasinda kocaman bir ekran oldugunu gordum. sahne de bostu. o sirada kalabalik dolasiyordu anlamsizca.

ilerleyerek telekom standina vardim ama o ne varis oyle. cidden ihtisamli bir stand yapmislar ve avea ile birlikte neredeyse 7. salon’un yarisini kaplamislardi. ortada kocaman bir sahne vardi ve yarim saatte bir baska bir gosteri basliyordu. bu acidan cok hos ve cekici bir yer halini almisti. ayrica bir koseyi kapatmalari da kuru kalabaligi engeller nitelikteydi. yani ortada amacsizca dolanan degil de, bu standi gercekten merak eden ve gormek isteyen gidiyordu.
iste ben de bu standa gittigimde robot titan’in gosterisinin baslayacagi anons edildi. bu titan denen robot, wll smith’in i-robot isimli filminin galasinda bile gosteri yapmistir. tam titan’in gosteri alaninin onundeki izleyicilerden birisiydim ve titan şovuna basladi.ben de cekebilecegim kadar fotograf cektim.



gercekten urkutucu hareketleri vardi. hareket ettiginde cikarttigi havali kompresor sesi ve uzerine uzerine gelmesi beni korktumadi desem yalan olur. iki kere ustume geldi ve benimle sakalasti. o sirada nasil oldu da altima scmadim bilmiyorum. sonucta boyle bir teknolojiyle muhattap olmak keyifliydi.
sonrasinda bu gösteri bitti ve ben bir sonraki aktiviteye kadar fuari gezinmeye devam ettim. kucuk buyuk standlara bakindim, birkac gun evvel televizyondan izledigim neonode isimli telefonun standina gittim. tek elle kullanilabilen full dokunmatik ilk telefon olan neonode ile ilgili oradan daha detayli bilgi edindim. kullanimi pek keyif vermedi ama neticede is gorebilecek bir urun gibi duruyor.
sonrasinda cenk ve erdem’in padquiz isimli gosterisini izlemeye gittim. gec gittigim icin yarismaya katilacak padlerden alamadim ancak yine sahnenin onunde cenk ve erdem geyigini izlemeye nail oldum.
yine klasik geyikleriyle ve cenk’in zekasina karsi erdem’in cirpinislarina goz gezdirdikten sonra sorulari ve cevaplari ile oyun tamamlandi ve bu gosteri de sona erdi. sonrasinda avea’nin gosteri icin getirdigi yunan menseyli bir ekip cikti ve muthis bir dans gosterisi sergilediler. o gosteride de fotograf cektim ancak fotograf eklemek uzu is. ekledigim birkac tane ile idare edin.
derken zaman gecti ve mahşer-i cümbüş’ün sahne zamanı yaklaştı. baktim ki bizim ekip sahne yaninda takiliyor ve ben hemen gidip dilek’in yanina vardim. daha evvelki muhabbetlerimizden artik iyice asina oldugunu belli etti ve gulumseyip cana yakin bir sekilde operek hosgeldin dedi. bu sicak tavri ilk konusmamizdan beri vardi ve artik daha bir hosuma gidiyordu. en azindan surekli bir seyler konusan iki arkadas gibi olmak cok daha keyif verici olmustu.. hayalhane’yi 17 ekim’de acacaklarindan, 18 ekim’de ise aninda goruntu show’a baslayacaklarindan bahsetti ve yayina davet etti. studyonun uzak oldugundan dem vurdum ama gitmek icin can attigimi soyledim. konusmanin ortasinda erkek arkadasi geldi ve onunla tanistirdi beni. en azindan yakisiyor olmalari mutluluk verici =) biraz da eniste bey ile muhabbet ettikten sonra sahneye cikma zamanlari gelmisti. hadi dedim oyununuzu oynayin, ben gidecegim. “aa izlemeyecek misin” diye sorunca “sizi izlemeden suradan suraya gitmem” dedim ve yine sahnenin en onundeki yerimi aldim.

ceBit’deki oyun gormati, her sahneye cikislarinda bir tur oynama seklindeymis. benim denk geldigim gunun son oyununda cibirca uzman turu yapilacakti ve gruplar ayrildi. ayhan, dilek ve burak mahşer ekibi, ayhan, özlem ve ayça’da cümbüş ekibini olusturdular ve mahser ekibi ilk oyunu oynamak icin yerlerini aldi. uzmanimiz dilek olacakti ve burak dilek icin bir uzmanlik alani istedi. izleyicilerden cesitli yonelim geldi ancak klasik dusuncenin onune gecilemedi. motor uzmani, araba uzmani filan gibi seyler soylendi. burak tam benim arkamdaki adama mikrofon uzatti ve bir uzmanlik alani sordu. yine pek begenilmedi. ben de elimi uzatarak patik örme uzmani olsun dedim. bunu duyunca tüm ekipte bir gulumseme oldu ve burak tamamdir dedi, bunu oynuyoruz. o anda sana bir hediyemiz var dedi ve arkamdaki gorevli arkadas hemen onume turktelekom karton torbasi icinde guiness rekorlar kitabinin 2009 3d basimli halini birakti. tesekkur ettim ve oyunu izlemeye basladim. dilek yine muthis bir performans sergiledi, ayhan tercume etti, oyun bitti.

sonrasinda burak bana dondu ve sen mi soylemistin bu turun yonelimini dedi. evet dedim ve sana bir hediyemiz var, sahneye cik dedi. ellerimi uzattin ve platformdan beni sahneye cekti. elimde fotograf makinasi, sirtimda tikabasa dolu cantam ile mahşer-i cümbüş sahnesindeydim. buyuk bir heyecan yasadim o anda. inkar etmek anlamsiz olur. beraber bir oyun oynayacagimizi sandim ve bayagi bir sevindim. ancok oyle olmadi. sana bir hediyemiz var dediler yine, ben hediyemi aldim dedim ancak o anda özlem bizde hediye bitmez dedi gayet sevimli sekilde. ben de tiyatral sekilde “ay kiz vallahi mahcup ediyorsunuz beni” seklinde bir cevap verdim. “ne geregi vardi ayoool” diye devam ettim. ozlemle karsilikli gulustukten sonra burak yine elinde turktelekom karton torbasiyla ama daha buyuk ebatlisiyle yanima geldi. seyircilere dondugumde hatri sayilir bir kalabalik oldugunu farkettim ve yine heyecan dalgasi sardi beni. burak, “sana turktelekom’dan guzel bir hadiyemiz var. asus eeepc hediye ediyoruz dedi. bilgisayarin hayirli olsun dedi” ve ben o anda yamulup kaldim. yahu nasil olur diyemedim, uzattigi torbayi aldim ve burak icinden eeepc kutusunu cikarip seyircilere gosterirken ben de berkac kere tesekkur ettim. burak’in elini sıktım. arkama dondum ve dilek ile goz goze geldim. ona tekrar tesekkur ettim, elini sıktıktan sonra sahnenin arkasindan merdivenlerden indim. hemen inerken bir hanimefendi “o torbada bir form var, doldurursaniz sevinecegiz” dedi ve sadece adimi soyadimi yazip imzami atmam yetti formu doldurma konusunda.


yine sahnenin onundeki yerimi aldim ve cümbüş ekibinin oyununu tamamlamasini izledim. oylamalar yapildi ve mahşer ekibi kazandi. olay tamamlandi. seyirciler dagilirken beni goren herkes hayirli olsun, vaay kaptin hediyeyi gibi seyler soylediler. tesekkur edip oradan ayrildim.
boylece minilaptop sahibi olmustum. artik eve donme zamani gelmisti cunku fuarin kapanmasina cok az bir zaman kalmisti ve kapandiktan sonraki cikis kalabaligini dusunmek beni bayagi bir gerdi. hemen cikip direk kadikoy otobusu buldum ve oturdum. bu sene ceBit bayagi keyifli gecti yani benim icin. hem is olarak, hem de armagan olarak kazandim. en yakin zamanda hayalhane’de dilek’i izlemeye gitmeliyim diye dusunuyorum simdi. gidip su kurs olayini bir daha konusayim.
asus ee pc gorselleri, logolar ve ttstand isimli gorseller haric tum fotograflar bana aittir.
Yollandigi Zaman: Ekim 12th, 2008
Kategori:
anı,
fotoğraf,
internet,
iş,
ki$isel,
reklam,
teknoloji,
yaşam
Yapiskanlar:
avea,
ceBit,
cenk ve erdem,
diek,
fuar,
mahşer-i cümbüş,
robot,
stand,
tasarım,
teknoloji,
telekom,
titan,
turkcell
Lakirtilar:
Lakirtisiz.

4.nesil ipod nano $u ana kadar yapılmış en ince tasarıma sahip. ipod nano‘nun yapısı alüminyum ve cam ile kaplanmı$. dı$ görünü$ü deği$tiği gibi arayüzü de deği$tirmi$ bizim apple mühendisleri. pil ömrü de 24 saat müzik dinleme, 4 saat video izleme zevkine yetiyormu$.
$arkı seçme olayı albüm art hadisesi ile gayet güzel bir $ekle bürünmü$tü 3. nesil ipod’da. 4. nesilde ise olay daha da kullanı$lı hale gelmi$. cihazı sola yatırınca albüm artwork’e geçi$ yapıyor (buna cover flow demi$ler sanırım) ve oradan $arkı seçmek daha kolay oluyor.
genius özelliği ile bir tıklamayla albüm listesindeki $arkılardan çalma listesi olu$turabiliyormu$uz. anlatımlardan çok bir $ey anlamadım. kullandıktan sonra tam yorum yapabileceğim bununla alakalı.
bir de ipodunuzu hafifçe salladığınızda shuffle moduna geçi$ yapıyor ve $arkı değiştirebiliyorsunuz. kafasına göre listeden $arkılar çalıyor salladıkça. yani şeyk it ap şekerim durumu var.
oyun seçeneği de geni$letilmi$. itunes’dan apple store’a bağlanıp istediğiniz oyunları satın aldıktan sonra $akır $akır oynayabiliyormu$uz. türkiye’de apple store’un aktif olmadığını söylemek lazım.

8 GB’lık ipod nano yurtdışında 149 dolardan, 16 GB olan modelse 199 dolardan satı$a sunuldu. bizde henüz satı$ a$amasına geçilmi$ değil. yurt dı$ı apple sitelerinde 3. nesil ipod’un eshamesi okunmuyorken apple türkiye‘de ise ballandıra ballandıra 3. nesil ipod nano anlatılıyor.
bir ba$ka uyuz olduğum nokta da yurk dı$ı ile bizdeki fiyat farkı. bütün gün apple sitelerini, ipod satı$ı yapan sanal marketleri inceledim. 3. nesil ipod nanolar bizde yakla$ık 500 lira civarında seyrediyor. 434ytl+kdv ile apple store türkiye’de satı$ı var.
yurk dı$ı men$eyli apple store’a bir bakıyorsunuz, 8gb’lık 4. nesil ipod nano 149$’dan (ytl ile $u anki kur üzerinden 190 lira) 16gb’lık olan versiyonu ise 199$’dan satılıyor.
bir üst versiyon ipod nano, yurt dı$ında 149$’dan satılsın, türkiye’de 3. nesil ipod nano 50 liraya millete kaptırılsın. hükümetimizdeki bu vergi ve gümrük durumlarının vehametini bir kere daha idrak etmi$ bulunuyoruz.
Yollandigi Zaman: Eylül 17th, 2008
Kategori:
müzik,
teknoloji
Yapiskanlar:
apple,
ipod,
mp3,
müzik,
nano
Lakirtilar:
Lakirtisiz.


dil yüzeyindeki almaçlar sayesinde beyne sinyaller gönderip tasvirler olu$turan lolipoptur bu icadın açılımı.
yüzeyinde, gözlerimizin beynimize gönderdiği sinyalleri taklit eden rezonatörler bulunan bu $eker, yiyen kişinin beynine parlak, canlı imajlar göndererek rahatlamasını, sosyalle$mesini ya da konsantre olmasını sağlayabiliyormu$.
çalı$ma prensibi ve daha fazlası ürün sayfasında.
Yollandigi Zaman: Eylül 13th, 2008
Kategori:
tasarım,
teknoloji
Yapiskanlar:
lolipop,
şeker,
teknoloji,
ürün
Lakirtilar:
Lakirtisiz.
xerox, dokümanları basmadan, basılmı$ hallerini üç boyutlu (3D) gösteren bir yazılım teknolojisi geli$tirdiğini duyurdu.
xerox’tan yapılan yazılı açıklamaya göre, yeni doküman görüntüleme teknolojisi, baskıya hazır bir dokümanın; farklı tip ve ebatlardaki basılı hallerini ekran üzerinde 360 derecelik bir görüntüyle gösteriyor. xerox’un yeni ke$fi, hali hazırda prova baskı ile görülebilen katlama, kesim, cilt ve sayfa düzeni hatalarının daha hızlı ve maliyet yaratmadan giderilebilmesini sağlayacak.
xerox’un 3D document visualization adını verdiği ve yakın bir zamanda kullanıma sunulacak bu teknoloji, firmanın new york ve california’daki ara$tırma merkezlerindeki bilim adamları tarafından geli$tirildi.
i$in uzmanı olmayan kişilerin bir dokümanın basıldıktan sonra nasıl görüneceğini hayal edememesi ve dokümanlarını hangi tür ve ebatlarda bastırmaları gerektiğini bilememeleri ve özellikle toplam baskı maliyetleri içindeki en yüksek maliyet kalemlerinden birini baskı öncesi hazırlık ve prova baskı maliyetlerinin oluşturması, bu yazılımın geliştirilmesine önayak olmu$. 3 boyutlu belge börüntüleme yazılımıyla kullanıcılar seçtikleri ciltleme, sayfa boyu, katlama formatını baskıdan çok önce görebiliyor, hatalar giderilebiliyor ve maket, sunum gibi yollara ba$vurmadan projeler gösterilebiliyor.
ben dahil pek çok tasarımcı arkada$ın i$ine yarayacak bir program. tabi lisanslı almak lazim, yoksa tepenize biner birileri. i$i kotaralım derken i$inizden olmayın aman..
Yollandigi Zaman: Eylül 13th, 2008
Kategori:
tasarım,
teknoloji
Yapiskanlar:
baskı,
matbaa,
teknoloji,
ürün
Lakirtilar:
Lakirtisiz.